Sevgili Arkadaslar,

Istanbul`dan Almanya`ya döndükten sonra sizlerle bu yilki sosis günü izlenimlerimi paylasmak istiyorum.

Haziran ayinda gönderdigim mailde belirttigim gibi, bizim siniftan sevgili Zeynep`le (Karafakioglu) bulusup Tarabya`da Sosis gününe gittik.

Zeynep`le 30 yila yakin bir zamandir birbirimizi görmemisiz. Sordugum arkadaslardan uzaktan, cok az haberlerini aliyordum sadece.

Merak büyük, ilk soru acaba birbirimizi taniyabilecek miyiz? Önceden telefonla aradigimda, yine bizim siniftan ortak arkadasimiz Essen`da oturan öteki Zeyneb´in (okuldaki soyadi Zeybekoglu simdi Yüksel)? benim de oldugum bir resim gösterdigini, benim hic degismedigimi söylüyor. Ne de olsa yarim asri devirdigimizden acaba benim onu taniyip taniyamiyacagimi soruyor sakayla. Elcilik bahcesinin karsi tarafindaki kiyida Hayrola Cafe`de saat 11.00 de bulusmak üzere sözlesiyoruz.

O gün ben, Cafe`ye biraz erken gidip Afrika sicaklarinda su yudumlayip nefis manzarayi seyrederek heyecanla beklerken Zeynep tam saatinde geliyor. Basinda genis kenarli hasir sapkasi, gözünde sonradan da hic cikarmadigi günes gözlükleri, elinde cep telefonu ile konustugu icin yüzünün pek az kismi göründügü halde tanimakta hic zorluk cekmiyorum. Kucaklastiktan sonra oturuyoruz ve hemen anlatmaya basliyoruz. Bu arada ona hediye getirdigim Anstock`un kitabi ile bir kutu cikulatayi veriyorum. Zeynep, benim olumlu yönde degistigimi söylüyor. O ise cok az degismis. Görünüsü, hali tavri, konusmasi ile Zeynep hep ayni, eski Zeynep denilebilir rahatlikla.

Sariyer`de satin aldigi katta oturdugunu, emekli oldugunu ama evde calismaya devam ettigini anlatiyor. Bilmeyenler icin: Zeynep Düsseldorf`da grafik okuduktan sonra Türkiye`ye döndü ve reklam alaninda calismaya basladi. Gectigimiz Nisan ayinin sekizine kadar süren Atli Kösk`teki "Cengiz Han ve Mirascilari" sergisinin afis ve el ilanlari onun eseridir. Bosanmis ve cocuksuz oldugundan is de olmazsa insanin hayatla baglarinin büyük ölcüde azaldigini ictenlikle anlatirken benim de ayni kader ve düsünceyi paylasmam ilgincti. Bunda tabii yapilan isi sevmenin de rolü var. Biz böyle derin bir sohbete dalmisken bir baktik ki saat 12 olmus.

Kalkip sosis gününün yapildigi bahceye gittigimizde yine bizim siniftan Bora Korman`la karsilastik. Bora ile de neredeyse 20 yildir görüsmemisiz. O bizi hemen tanidi ama o bizi görmeseydi biz onu görsek de hemen tanir miydik bilmem dogrusu. O sportmen yapili cocuk bayagi kilo almis zira. Daha karsilastigimiz andan itibaren, dün ayrilmisiz gibi, hep birlikte samimi bir sohbete basladik. Sahnenin sag tarafinda ilerde nisbeten gölgede bir masaya oturduk, ücümüz basbasa verip hemen hemen bütün arkadaslari, hocalari andik. Kaybettigimiz arkadaslar icin üzüldük ama cogunlukla güldük. Dile kolay 40 yili askin bir gecmisi, gelmisi, yüzlerce aniyi anlatirken saatlerin nasil gectigini hic anlamadik.

Zeynep ve Bora eskilerden neleri hatirladigima hayret ediyorlar. Gelirken yanimda getirdigim resimlere bakiyoruz, okul zamanindan, mezuniyetimizin 25. ve 35. yildönümlerinde Düsseldorf`da düzenledigim toplantilarin ve 2004 yilinda, uzun yillardan sonra ilk defa geldigim, o gün bol bol kulaklarini cinlattigimiz son üc yildaki matematik ve fizik ögretmenimiz Jacobs`un da katildigi ve Hakan Kuntman, Behcet Kurtoglu gibi sinif arkadaslarimiz ve esleriyle bulustugumuz sosis günü fotograflarina�

Koyu sohbet sirasinda bir ara orkestra �Grup Rapsody� nin bizim zamanimizin, yani 60`li yillarin sonlarinin Galler Kaplani Tom Jones`un sevilen sarkilarini ve �Those were the days � gibi yine o zamanlarin ünlü parcalarini caldigini farkederek memnun oluyoruz. Zeynep: � Bu pinponlar bunlari sever diye herhalde bizim icin caliyorlar,�deyince gülmeye basliyoruz. Ardindan Alzheimer hastaliginin asisi ciktigini söyleyince nispeten icimiz rahatliyor.

Bora`nin ismarladigi sosisli sandvicleri yerken Tünel`deki mezecinin, o zamanlar bayildigimiz nefis domates salcali sosisli sandviclerini anmadan gecemiyoruz.

Oturdugumuz yere günes gelince sahnenin tam karsisindaki agaclarin altindaki icecek tezgahinin yanina gectigimizde 25 ve 40 yillik mezunlara plaket verme töreni basliyor. 25 yillik mezunlardan tanidigimiz tabii yok ama 40 yillik mezunlardan, yani bizden iki sinif büyüklerden tanidiklarimiz cikiyor. Ismi okunanlardan Ender Erenel, Stavro Kiremitcioglu ve Hannelore Wegerhoff`un Almanya`da olduklarini kaydediyorum.

Kavurucu sicaklara ragmen elcilik bahcesinin, agaclari, yesilligi, deniz havasi ve kokusu hos bir serinlik yaratiyordu. Buraya ilk geldigimde de bu bakimli bahce ve havasi cok hosuma gitmisti. Ne zaman diye sorarsaniz, yillari saymak icin biraz düsünmem gerekiyor. Tam 45 yil önce, yani 1962 yili Mayis ayinda Hazirlik sinifinin sonunda, uzak oldugundan gec kalmamak icin sabah saat dörtte kalkip nasil erkenden kimseler yokken gittigimi hala hatirliyorum. O yillardaki �Sportfest� de ögrenciler, ögretmenler, veliler, arkadaslar, dostlar ve eski ögrencilerin katilimiyla bir senlik havasi yasanirdi. Kisa ve uzun mesafeli kosular, uzun atlama, top firlatma ve voleybol oyunlariyla eglenceli bir gün gecirirdik. Belirli bir puanin üzerinde puan alanlara verilen �Urkunde� den ben de bazen alirdim. Pek cok kisinin hatirlayacagi üzere simdi tenis kortu olan alanda okul müdürü Anstock konusma yapar, folklor oyunlari ve jimnastik gösterileri sergilenirdi. Arkadaslarla yürüyüs yaparak tepelere kadar cikar, sahane manzarayi seyrederdik.

O zamanlar hic bitmeyecekmis gibi gelen Alman Lisesi` nin bitecegini, buraya bunca yil sonra tekrar gelecegimi, sinif arkadaslarimla eski günleri ders, imtihan stresinden uzak konusacagimizi, birisi yeminle söylese inanmazdim. Yeniden o yillara dönmek, bir günlügüne de olsa cocukluk ve ilk genclik yillarimizi yasamak hostu.

Saat dört civari ayrilirken, sanirim 1968 yilinda, okulda oynanan �Herr Biedermann und die Brandtstifter� adli piyesten bazi bölümleri ben sözleriyle birlikte oynayinca Zeynep ve Bora nasil hatirladigima cok sasiriyorlar ve benim Alzheimer asisini simdiden yaptirdigima kanaaat getiriyorlar.

Güzel bir günü en gec 40. mezuniyet yilimizda ayni yerde yeniden bulusmak dilegiyle noktaliyoruz.

Ekte o gün cekilen iki resim gönderiyorum. Birinde Bora, Zeynep ve ben, ötekinde Zeynep`le ikimizi görebilirsiniz. Tanimayanlara, turuncu bluzlu benim.

Sevgiler

Canan And 1961-69 B

Mehmet Bora KORMAN + Zeynep Nilüfer KARAFAKIOĞLU + Emine Canan AND

Emine Canan AND + Zeynep Nilüfer KARAFAKIOĞLU

2007 Sosis Gününden henüz fotoğraf ulaşmadı bana... Şimdilik bizim sınıfın "Berlin'deki Mini Sosis Günü" fotoğrafı ile idare edin ;-)

Sevgili Alman Liseliler,

Bu yılın GELENEKSEL SOSİS - BİRA GÜNÜ
24 HAZİRAN 2007 PAZAR GÜNÜ.

Bu yıl Geleneksel Sosis Günümüz 24 Haziran 2007 Pazar günü saat 11:00'den itibaren Tarabya Alman Büyükelçiliğin bahçesinde yapılacaktır. Saat 13:00'de müzik ve sürprizlerle başlayacak günümüz, bu yıl 25. yılını kutlayan 1982 mezunlarına ve 40. yılını kutlayan 1967 mezunlarına plaket ve madalyonlarını vermek için yapılacak ödül törenimizle devam edecektir.
Tüm Alman Liselileri ve dostlarını bekliyoruz.

Saygı ve Sevgilerimizle,

Istanbul Alman Liseliler Derneği
Yönetim Kurulu


Sosis Günü ile ilgili sorularınız ve her türlü görüşleriniz için info@almanliseliler.org adresini kullanabilirsiniz.

2006 Sosis Gününden ilk fotoğraflar Pınar?'dan
Diğer fotoğraflar için buraya tıklayın...

AlmanLiseli Öğrenciler (mezuniyet senelerine veya okudukları senelere göre):
1900-1959 1960-1969 1970-1979 1980-1989 1990-1999 2000-2009 2010-2019 2020-2029
AlmanLiseli Öğrencilerin ismine ve/veya soyismine göre alfabetik liste
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M
N O Ö Q P R S Ş T U Ü V X W Y Z
AlmanLiseli Öğrenciler ile ilgili diğer listeler için tıklayınız ==>
(ALiPedia.info sitesi 31.07.2006 - 11.04.2009 tarihleri arasında toplam 170.000 kere ziyaret edilmiştir.)

Oluşturulduğu 12.04.2009 tarihinden beri bu sayfaya kere erişilmiş olup
© AYPA.TV sitesi ise kurulduğu 31.12.1996 tarihinden bu yana toplam 2.500.000 + kere ziyaret edilmiştir.

© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · (1970-12B)· D-13585 Berlin, Luther Platz 4 · Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©