Aydın Yardımcı - Avrupa Demokrasi Vakfı Genel Başkanı

Avrupa Demokrasi Vakfı Genel Başkanı Aydın Yardımcı’nın Ankara’da Yurt Dışından Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. M. Said Yazıcıoğlu’nun düzenlediği Avrupa’daki Türk Sivil Kitle Örgütleri ile istişare için düzenlediği toplantıdaki konuşma metni

Sayın bakanım, Sayın yetkililer, Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler, Değerli basın mensubu arkadaşlarım...

Avrupa'daki vatandaşlarımızın temsilcisi sivil kitle kuruluşlarımızın devletimizle buluşması olarak değerlendirebileceğimiz bu güzide toplantıda sizlerle birlikte olmanın derin mutluluğunu yaşıyorum.

Başta sayın bakanımız Sayın Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu olmak üzere, tüm katılımcıları şahsım ve Avrupa Demokrasi Vakfı adına en kalbi duygularla selamlıyorum. Bu önemli toplantıya emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Bu türden çalışmaların sistemli hale getirilmesi, sürdürülmesi ve bilhassa çıkan neticelerin titizlikle değerlendirilerek uygulama alanına taşınabilmesi en samimi dileğimizdir.

50 yıla yaklaşan, dünyada benzeri bulunmayan göç tarihimizdeki kazanımlarımızı ve kayıplarımızı; ulaşabildiğimiz hedefleri ve ulaşamadıklarımızı soğukkanlılıkla değerlendirmeli ve gelecek nesillere daha yaşanabilir 'ülkeler' bırakmanın yollarını aramalıyız. 'Ülkeler' diyorum, zira hem anavatanımıza hem de yaşadığımız ülkelere karşı sorumluluklarımız olduğunun bilincindeyim.

Tebliğlerini sunan değerli arkadaşlar, çeşitli konularda görüşlerini açıklarken, değişik alanlarda içinde bulunduğumuz duruma dikkat çektiler. Diğer arkadaşların da konuşmalarında değişik bakış açılarıyla konumumuzu derinlemesine değerlendireceklerine inanıyorum.

Ben konuşmamda, durum tahlillerinden ziyade doğrudan 'neler yapılmalı?' konusundaki düşüncelerimi kısaca sunmak niyetindeyim.

Sayın Bakanım, Değerli arkadaşlar,

Sivil kitle kuruluşları olarak, önümüzdeki en önemli gündem maddemizin 'birleşmek', 'biraraya gelmek', 'birarada olmak', 'birlikte hareket etmeyi becerebilmek' olduğuna inanıyorum.

Herkesin ayrı düşüncesi, ayrı ideolojisi, ayrı partisi ve ayrı inancının olması gayet tabiidir. Aramızda bir rekabetin, bir hizmet yarışının, hatta zaman zaman tartışmaların, çekişmelerin olması da normaldir. Ancak, karşı karşıya bulunduğumuz problemler, hepimizi ilgilendiren, hepimizi etkileyen, hepimizi hedef alan problemlerdir. Bunlarla başedebilmek için 'asgari müştereklerde' birarada olmak mecburiyetindeyiz.

Son zamanlarda –sevindirici bir durum olarak- daha sık biraraya gelebilmekte, sorunları görüşmekte, tepkilerimizi ortaya koymaktayız. Ancak daha ziyade varlığımıza karşı girişilen saldırılara tepki göstermek için biraraya gelmekteyiz. Diğer yandan, ortak çalışma platformlarında zaman zaman ne yazık ki yorgunluklar, kırılganlıklar, bezginlikler, atalet ve nemelazımcılıklar da görülmektedir.

Buna rağmen, Peygamberimize hakaret edildiğinde (karikatür krizinde) olduğu gibi, Göç Yasası'nda olduğu gibi; son olarak gençlik suçları konusundaki haksız saldırılar ve alevi kardeşlerimize yapılan iftiralar konusunda biraraya geldik, tepkilerimizi gösterdik.

Peki, sadece reaksiyon göstermek, protesto etmek, tepki göstermek için mi biraraya gelmeliyiz?

Bence, yurt dışında yaşayan bizler sadece tepki göstermek için değil; öncelikle, toplumsal hedeflerimizi tesbit etmek, bu hedeflere ulaşmak için gerekli yolları aramak ve bulmak, bu yolları aşabilmek için gerekli çalışmaları yapmak ve gelecek nesillere iftihar edilebilecek bir miras bırakmak için biraraya gelmeliyiz.

Başka bir deyişle, geleceğimizin, gelecek nesillerin selameti için biraraya gelmek mecburiyetindeyiz. Bulunduğumuz nokta aslında gelecek nesillerimizin varlık ve yokluklarının tayini noktasıdır.

Ülkemize, milletimize, dinimize ve dilimize her türlü saldırının pervasızca yapıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Görünen odur ki, saldırılar azalmayacak artacaktır. Bizi, ancak güçlü olmak daha huzurlu yarınlara çıkaracaktır. Güçlü olmak ise birlik ve beraberlikten geçmektedir.

Düzenlenmiş bu toplantı, tarihi bir çıkışın başlangıcı olabilir. Bu nedenle, başta sayın bakanımız olmak üzere tüm emeği geçenleri bir kez daha selamlamak ve tebrik etmek istiyorum.

Konumuza dönecek olursak; öncelikle, zaman zaman gündeme gelmekle beraber şimdiye kadar gerçekleşmeyen, yurt dışında yaşayan insanlarımız için sivil bir 'Milli Siyaset Belgesi' hazırlanmalıdır. Bu belge, tüm gönüllü sivil toplum örgütlerinin katılımıyla ve uzman kadroların yol göstericiliğinde hazırlanmalıdır.

Devlet organlarımız, bu 'sivil' siyaset belgesinin destekleyicisi olmalıdır. Bu bağlamda hali hazırda yürürlükteki Anayasamızda mevcut (MADDE 62. – Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.) maddesi muhafaza edilmelidir.

Kanaatime göre, anayasamızın bu maddesi, devletin vatandaşlarına karşı vazifelerini tarif etmesi nedeniyle belki de 1982 Anayasası'nın en çağdaş maddesidir. (Çünkü Anayasa'nın nerdeyse tamamı, vatandaşın devlete karşı ödevlerini tarif etmektedir.)

Birleşme söz konusu olduğunda; her kuruluşun gönlünden birleşmenin, bütünleşmenin kendi çatısı altında gerçekleşmesinin yatması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak, yurt dışındaki sivil kitle kuruluşları artık olgunluk dönemine girmişlerdir ve birleşmeyi oluşturulacak 'ortak çatı' altında sağlama ve bağımsız çalışmalarına halel getirmeyecek tarzda yürütebilme kabiliyetine sahiptirler.

Pratikte, demokratik işleyişi güçlendiren 'dönem başkanlığı' türünden bir anlayışla kurulacak ortak mekanizmanın gerekliliğine ve yürüyebilirliğine inanıyorum. Bu konuda herkesin, her kurumun, kuruluşun mutlaka değişik görüşü ve teklifi vardır, olabilir. Kurulacak bir ortak komisyon, tüm teklifleri değerlendirerek herkesin kabul edebileceği müşterek bir model ve temel program oluşturabilir.

Müşterek alanlardaki ortak çalışmaları düzenlemek aslında, tarihin ve milletin bize yüklediği bir görevdir. Sivil toplum kuruluşlarımızın, geçmişteki yanlışlıklara, eksikliklere, hatalara takılmadan bu görev bilinciyle hareket edeceğine inancım sonsuzdur.

Başta Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), RTS ve Almanya Türk Toplumu olmak üzere, tüm kitle kuruluşlarımıza büyük görevler düşmektedir. Ben, örgütlerimizin büyük bir sorumluluk anlayışı, özveri ve ileri görüşlülükle bu zor işi gerçekleştireceklerine inanıyorum.

26.01.2008

Kim-Kimdir

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - Q - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - X - W - Y - Z

© AYPA - KimKimdir.de sitesi 01.08.2006-31.01.2007 tarihleri arasında toplam 30.000 kere ziyaret edilmiştir. 26.01.2008 tarihinde bu sayfaya yeni bir sayaç yüklenmiştir:
/