Prof. Dr. Faruk Şen

Türk Alman Üniversitesi, benim üçüncü çocuğum

Kurucusu olduğu Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı (TAM) direktörlüğünden zor bir süreç sonunda ayrılmak zorunda kalan Prof. Faruk Şen, şimdi bütün enerjisini vakıf üniversitesi olacak Türk Alman Üniversitesinin kurulmasına harcıyor.

Üniversitenin kuruluşunu hazırlayan Türk Alman Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) yönetim kurulu başkanı olan Prof. Faruk Şen, kızı Sibel ve TAM'dan sonra üçüncü çocuğu olarak gördüğü üniversite projesinin başarılı olacağından emin olduğunu söylüyor. Prof. Şen ile vakıf ve üniversitenin kuruluş sürecini konuştuk.

Almanca öğretim yapacak bir Türk Alman Üniversitesi kurma fikri nasıl oluştu? Türkiye'de böyle bir üniversiteye ihtiyaç var mı?

Bu Türkiye'de kurulacak, Almanca dilinde eğitim verecek ilk vakıf üniversitesi. Şu anda Türkiye'de 38 tane vakıf üniversitesi var. Bunların 37'si İngilizce, bir tanesi de Fransızca öğretim veriyor. Türkiye'de Almanca öğretim yapan üniversite yok. Son zamanlarda vakıf üniversitelerinde büyük bir artış var. Üç yıl önce o zamanki Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile bir konuşmamda kendisi bunu önerdi ve benden Kuzey Ren Vestfalya Eyaletinde konuyu araştırmamı istedi. Şimdi bu gerçekleşiyor.

Bir üniversite kurmak oldukça zor bir iş. Sizi üniversite kurmaya yönelten motivasyon neydi ? Neden buna kalkıştınız?

Bu hakiketen, sayın ile Çelik ile bir konuşmadan doğdu. Ben kendisine, “Üniversite kurmak çok güçtür, çok kaynak ister” dedim. Ama beni ikna etti. Hakikaten, kurulan üniversitelerin çok büyük kaynaklarla kurulmadığını gördüm. Kendime, böyle bir çorbada tuzum bulunsun dedim. Hepimizin kalbinde Türkiye yatıyor. 2007 yılında 74 bin kalifiye Türk Türkiye'ye döndü. Bu biraz da Almanya'daki politikadan kaynaklanıyor. Böyle bir üniversiteye kurmayı kendime görev saydım. Dönüp üniversitenin mütevelli heyeti başkanı olarak çalışacağım. Rektörlük ya da benzeri aktif bir görev almayı düşünmüyorum.

Kuzey Ren Vestfalya Hükümetinden de projenize destek bekliyorsunuz. Bu desteği beklediğiniz oranda alıyormusunuz?

Başta başkanı Regina van Dinther olmak üzere eyalet meclisi destek veriyor. Hem ekonomi, hem bilim komisyonu bize destek veriyor. Eyalet Uyum Bakanlığı da bize destek veriyor. Benimle bakanlığın arasında iki yıllık bir özel anlaşması var. Bakanlık buradaki büroyu tam olarak finanse ediyor. Alman Bilim Bakanlığının bize verdiği sözler var. Bu sözleri yerine getireceklerinden hareket ediyoruz. Ayrıca eyalet başbakanı, Almanya'nın büyük kuruluşlarıyla üniversite için bir sponsor günü yapacak. Ben bu desteğin devam edeceğinden hareket ediyorum.

Ekim 2010 yılında öğretime başlamayı planlıyoruz. Vakıf ve üniversitenin kuruluşu şu anda hangi aşamada bulunuyor?

Bunu yapmak için bir vakfa ihtiyaç vardı. Vakıf 19 Kasım 2008 tarihinde kuruldu. 28 kurucu üyesi var. 11'i Alman kökenli, 17'si Türk kökenli. Niye böyle diyeceksiniz ? Zira Türk kökenlilerin büyük bir çoğunluğu Alman. 5 Aralık'ta Resmi Gazetede yayımlandı. Bütük kurullarımızı tamamladık. İzmir'in içinde geçici olarak öğretim için bir binayı kiraladık. İzmir Alaçatı'da devletin büyük bir arazi var. Üniversite burada kurulacak, şu anda planları çizdiriyoruz. Burada inşaatın başlaması 2010 yılının ortasını bulur. 2012 yılında binayı tamamlayacağımıza inanıyorum. Şimdi YÖK dosyası da hazırlandı. YÖK'ün onayından sonra kabine ve meclisten geçmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı da onaylanyınca işlemler tamamlanmış olacak. Bütün bunları önümüzdeki altı ay içinde gerçekleştireceğimzden hareket ediyorum. Mart 2010'da yapılacak üniversite seçme sınavı üzerinden ilk öğrencileri alacağız ve ekim 2010'da eğitime başlayacağız.

Hangi dallarda öğretim olanağı sunacaksınız ve kaç öğrenci almayı planlıyorsuz?

Dört branş kuruyoruz. Birincisi, İktisadi ve Siyasi Bilimler Fakültesi. Bunun içinde Türkiye'de şimdiye kadar olmayan Turizm, Lojistik ve Hastane yönetimi gibi ilginç dallar olacak. İkincisi, Cumhurbaşkanımızın önerisi üzerine Avrupa Hukuku ve Hukuk Fakültesi kuruyoruz. Üçüncüsü, Kültür ve Kitle İletişim Fakültesi. Dördüncüsü de, bu çok yeni bir karar, Köln Spor Fakültesiyle birlikte bir Spor Fakültesi kuruyoruz. İlk sene 600 öğrenci ile başlayacağız. Çok büyük bir üniversite olmak istemiyoruz. 4 bin öğrenciyi geçmeyeceğiz. Derslerin yüzde 80'i Almanca verilecek. Kalan yüzde 20, özellikle Hukuk Fakültesi Türkçe öğretim yapacak. Öğretim üyelerinin büyük bir bölümünü Almanya'dan getireceğiz. Bunların arasında Türk kökenli profesörlerimiz olacak. Profesörler, buradan yarıyıl başına gidip ders verecekler. Genç profesörleri beş yılığına getireceğiz. Ayrıca emekli profesörlerden yararlanacağız. Bunların yanısıra diplomatlar, siyasetçiler ve girişimciler ders verecekler. Almanya'da Bochum Ruhr, Dortmund, Münster, Köln ve Duisburg-Essen üniversiteleri ile temas halindeyiz. Fakültelerin yanısıra dört tane de özel araştırma kurumu kurucağız. Bunlar, Akdeniz ve Ege Bölgesi Araştırmalar Merkezi, Uluslararası Göç Araştırmaları Merkezi, Yenilenebilir Enerji Araştırma Merkezi ve Uluslararası Koçing Enstitüsü olacak.

Türk Alman Üniversitesine ilgi konusunda kaygılarınız var mı? Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de üniversiteliler İngilizce'yi tercih ediyorlar.

Böyle bir kaygımız yok. Türkiye'de şu anda Almanca dilinde eğitim veren üç lise var. Bunlar, Alman Lisesi, Avusturya Lisesi ve İstanbul Erkek Lisesi. 81 tane Anadolu Lisesinde birinci yabancı dil Almanca. Almanya'dan dönüş yapmış 3 Milyon 200 bin Türk Türkiye'de yaşıyor. 2 Milyon 700 bin insanımız burada yaşıyor. Bunun dışında Avusturya'da yaşayan 300 bin Türk, İsviçre'de 120 bin Türk var. 39 bin üniversite öğrencimiz şu anda Alman üniversitelerinde öğrenim yapıyor. Bu açıdan benim öğrenci konusunda bir kaygım yok. Zaten bu bir elit üniversite olacak. Hiçbir zaman 4 bin öğrenciyi geçmeyecek. Şimdiden yeteri kadar ilgi var. Benim bir iki televizyon konuşmamdan sonra Almanya'dan 400'ün üzerinde gencimiz e-mail yollayarak, nasıl okuyabileceklerini sordular.

Üniversite ve araştırma kurumlarıyla çok büyük bir projeyi gerçekleştirmek istiyorsunuz. Bunun finansını nasıl sağlayacaksınız?

Üç Alman, üç de Türk sponsorumuz olacak. Türk sponsorlar, Türkiye'nin tanınmış üç kuruluşu. Türk sponsorlarımız kesinleşti, Almanlar da kesinleşince bunu kamuoyuna duyaracağız. Bunların yanısıra, Almanya ve Avrupa'daki Türk kökenli işverenler bizi destekliyor. Sponsorlarımız bize ilk dört yılda destek verecekler. Sonra üniversitesi kendi kendini finanse edecek. Ayrıca üniversite çerçevesinde bir Hollandalı firma alışveriş merkezi kurmak istiyor. Üniversite yakınında hotel kurulması için Almanya'nın tanınmış bir firmasıyla görüşüyoruz. Türkiye'nin çok tanınmış ve özel hastane alanında başarılı olmuş bir hastane firmasıyla hastane kurmak istiyoruz. Bunların yanısıra birçok yatırımcı bölgeye gelecek. Bunlar cirolarının bir bölümünü üniversiteye destek verecekler.

Türk Alman Üniversitesi için niçin İzmir'i seçtiniz? Bunun özel bir sebebi var mı?

İlk olarak İstanbul'da kurmayı planlıyorduk. Riva'da 500 dönümlük bir arazi bulmuştuk. Bu araziyi bize verecek olan holding, etrafına 5 bin konut yapmayı planlamıştı. Konutları yapacak firma ile arsa sahibi arasında bir iftikaf çıktı ve mahkemeye düştüler. Bizim iki yıl beklememiz lazımdı. Biz de vazgeçtik. İstabul Belediyesi bize Şile ve Çatalca'da iki yer gösterdi. Bu arada Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir'e gelmemiz için bizi ikna etti ve Alaçatı'daki araziyi bize tahsis etti. Böylece İzmir'e geldik.

İzmirliler Türk Alman Üniversitesine nasıl bakıyorlar, ne kadar haberleri var İzmirlilerin bu projenizden?

İzmir'de çok sıcak bir ilgi var. Başta EGE TV olmak üzere yerel gazeteler her olayı duyuruyorlar. Bugüne kadar 5 tane büyük panel yaptık, bunlar büyük ilgi gördü. Başta Vali Cahit Kıraç olmak üzere, Anakent Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hepsi desteklerini sürdürüyorlar. 3 bin 900 talebesi ve öğretim üyeleriyle Türk Alman Üniversitesi İzmirliler için yeni gelir kaynağı olacak.

Türkiye ile Almanya arasında yoğun ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkiler olmasına karşın şimdiye kadar Türkiye'de Almanca öğretim yapan bir üniversite olmamasını nasıl açıklarsınız ?

Buna tam bir açıklama bulamıyorum. Bunun, Almanya'nın böyle bir kültür politikasının olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. 82 milyon nüfusuyla koskoca Almanya, 7 milyonluk Almanca konuşan Avusturya, İsviçre nüfusunun 3,5 milyonu Almanca konuşuyor. Toplamları neredeyse 100 milyon. Bugün Doğu Avrupa'da Almanca dilinin çok etkin olduğunu görüyoruz. Polonya'dan Bulgaristan'a kadar elit kesim Almanca konuşuyor. Bugüne kadar Almanya'nın bir dış ülkede açtığı tek üniversite Mısır'da. Bizimki ikincisi olacak. Bu gelenek Almanya'da yok, yeni başlayacak.

Almanya'da Türkçe öğretim yapacak bir üniversite kurulması hakkında sizin düşünceniz nedir?

Almanya'da Türkçe öğretim verecek bir üniversite ilginç olabilir. Fakat, böyle bir üniversiteyi birinin tamamıyla finanse etmesi lazım. Almanya'da vakıf ve özel üniversite geleneği çok az. Benim bildiğim, Almanya'da iki tane özel üniversite var. Birisi Witten Herdecke, bir de Bremen var. Bremen tamamıyla İngilizce öğretim veriyor. Burada bir Türkçe üniversite kurulursa, ya Türkiye ya da Almanya Hükümetinin tamamıyla finanse etmesi lazım. Gönül ister, burada bir Türkçe öğretim yapacak üniversite kurulsun, ama finansman açısından çok zor.

© Hürriyet - 24 Mayıs 2009 / Yunus ÜLGER / ESSEN

Prof. Dr. Faruk Şen - (TAM Vakfı)

Yıl sonuna kadar TAM'ın başında

Avrupa'daki Türkler'le Yahudileri kıyasladığı gerekçesiyle TAM yönetimiyle arası açılan Prof. Dr. Faruk Şen yıl sonunda direktörlük görevinden ayrılıyor. Şen, İzmir'de kurulacak Alman Üniversite'ne yönelik Düsseldorf'ta açılacak büronun başına geçecek.

Türkiye'de bir gazetede yazdığı yazıda 'Türkler Avrupa'nın yeni Yahudileridir' ifadesini kullandığı gerekçesiyle başında bulunduğu Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı (TAM) yönetimi ile ters düşen Prof. Dr. Faruk Şen 31 Aralık tarihine kadar görevinde kalacak.

Şen bu tarihe kadar TAM Direktörlüğü sıfatını kullanacak, ancak çalışmalarını İzmir'de 2010'da kurulacak Alman Vakıf Üniversitesi'ne yönelik sürdürecek. Kurulacak üniversite için önümüzdeki haftalarda Düsseldorf'da bir büro açacağını belirten Şen, NRW hükümetinin desteğiyle kurulacak büroda 2010 yılı sonuna kadar yönetici olarak çalışacağını kaydetti.

Makul bir çözüm

Dün NRW Uyum Bakanı ve TAM Kuratoryumu Başkanı Armin Laschet ve TAM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Fritz Schaumann ile görüşen Şen, Hürriyet'e yaptığı açıklamada, 'Görüşmeler sonucunda görevden alınma istemimi yönetim kurulu geri çekti. İcra kurulunun cuma günü yapacağı toplantı da iptal edildi. Buna karşılık TAM'da yıl sonuna kadar çalışmamı sürdüreceğim. Bu süre zarfında bir buçuk yıldır üzerinde çalıştığım Türkiye'de kurulacak Alman Üniversitesi'ne yöneleceğim. Bunun için yeni bir büro kuracağım.

1 Ocak 2009'dan 31 Aralık 2010'a kadar da Düsseldorf'ta kurulacak bu büroda üniversitenin NRW'nin desteği ve Münster üniversitesinin işbirliğiyle gerçekleşmesini sağlayacağım' dedi. NRW hükümet danışmanlığı ve uyum komisyonundaki görevlerine ise devam edeceğini belirten Şen, 'Yaptığımız anlaşma gereğince en kısa zamanda benim yerime genç, bu işleri yürütebilecek Türk kökenli bir bilimadamı bulunacak. Bakan bu alanda uluslar arası bir ilan vereceklerini belirtti. Hepimiz el birliğiyle TAM'ın devamını ve başarılı olmasını sağlayacağız' diye konuştu.

Yeni Museviler dedim

Makaleye yönelik tepkiler konusunda ise Şen şunları söyledi: 'Bu ifadeyi Türkiye'deki Musevileri gözetmek için kullandım. Bugün burada yaşayan Türk toplumunun konumunu eski Musevilerle hiçbir zaman karşılaştıramazsınız. Ben yeni Museviler dedim. İspanya'da takibe uğradılar. Biz Osmanlı olarak kurtardık. 1933'te Naziler iktidara geldikten sonra Türkiye Musevileri çağırdı. Türkiye'de hiçbir zaman antisemitizm olmadı.

Ben de bu ifadeyi gayet rahat kullandım ve şunu söyledim; Yeni Museviler, 47 yıldır AB sınırları içinde yaşayan Türk kökenli göçmenler büyük başarılar gösterdiler. Alt yapıları var, fakat buna rağmen dışlanıyorlar. Onları asla eski Musevilerle kıyaslamadım. Zaten Türkiye'deki Museviler buradakiler gibi hiçbir durumla karşılaşmadılar. Ne yakıldılar ne sürüldüler. Fakat Türkiye'de bazı işadamları iş çevrelerinde kendilerine haksızlık edildiğini söylüyor. Bunu da bir antisemitiz olarak görmeliyiz. Bu da antisemitizmin yeni bir boyutu.'

© Hürriyet - Tuncay YILDIRIM / DÜSSELDORF / 16.07.2008


Die LandesregierungNordrhein-Westfalen

Presseinformation � 840/7/2008

Zentrum für Türkeistudien: Konflikt beigelegt

Das Ministerium für Generationen, Familie, Frauen und Integration teilt mit:

Das Anstellungsverhältnis von Prof. Dr. Faruk Sen und der Stiftung Zentrum für Türkeistudien wird im gegenseitigen Einvernehmen zum 31. 12. 2008 gelöst. Die Anwälte beider Seiten sind beauftragt, die Details zu klären. Bis zu diesem Zeitpunkt wird Prof. Sen freigestellt, um die Aufbauarbeit für die geplante deutsch-türkische Universität in Izmir vorzubereiten. Im Anschluss wird er die Stiftung zur Gründung der Universität bis 2010 leiten. Dies teilten heute (15. Juli 2008) Integrationsminister Armin Laschet als Kuratoriumsvorsitzender, Dr. Fritz Schaumann als Vorstandsvorsitzender und Prof. Dr. Faruk Sen nach einem Gespräch in Düsseldorf mit.

Minister Laschet und der Vorsitzende des Vorstands, Dr. Fritz Schaumann, begrüßten die einvernehmliche Lösung. Sie halten die Gründung der deutschsprachigen Hochschule für einen bedeutenden Schritt in den deutsch-türkischen Beziehungen. Sie wird zum besseren kulturellen Austausch beider Völker beitragen. Laschet und Schaumann sagten: �Wir sind froh, dass Faruk Sen seine jahrzehntelangen Erfahrungen in Deutschland und der Türkei in diese neue Universität einbringt.�

Faruk Sen betonte: �Ich freue mich, dass eine einvernehmliche und gute Lösung gefunden wurde. Sie anerkennt meine bisherige Arbeit und eröffnet eine wichtige Perspektive für ein neues Kapitel in den deutsch-türkischen Beziehungen.�

Minister Armin Laschet betonte die außergewöhnliche Lebensleistung von Prof. Dr. Faruk Sen. Mit seinem Engagement für die türkeistämmigen Menschen in Deutschland und für die deutsch-türkischen Beziehungen habe Sen einen wesentlichen Beitrag für die Anerkennung und die Integration der türkeistämmigen Bevölkerung in Deutschland geleistet. Das hohe nationale und internationale Ansehen des Zentrums für Türkeistudien sei Ausdruck dieser Lebensleistung.

Die jetzt gefundene Lösung ermöglicht einen Generationenwechsel und sichert die Zukunft des Zentrums für Türkeistudien. Das Kuratorium wird sich bei seiner regulären Sitzung am 15. September damit befassen.

Şen davasını geri çekti

Avrupalı Türkler'i Yahudiler'le kıyasladığı gerekçesiyle görevinden alınmak istenen TAM Direktörü Faruk Şen, NRW Uyum Bakanı Armin Laschet ile dünkü görüşmesinden sonra bugün Essen'de görülecek "İş sözleşmesini koruma" davasını geri çektiğini açıkladı.

Türkiye'de bir gazeteye yazdığı yazıda Türkleri 'Avrupa'nın yeni Yahudileri' olarak tanımladığı için Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Direktörlüğü'nden uzaklaştırılmak istenen Prof. Faruk Şen bugün Essen'de görülecek 'İş akdini koruma' davasını geri çektiğini açıkladı.

Dün Uyum Bakanlığı'nda TAM Vakfı Kuratoryumu Başkanı Uyum Bakanı Laschet ile bir araya gelip ve 3,5 saat görüşen Şen vakıf yönetimini iki yıl daha sürdürmek istediğini söyledi. Dünkü görüşmede somut bir sonuç çıkmayınca görüşmeye bugün de devam edilmesine karar verildi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

'Bakan Armin Laschet ile Prof. Dr. Faruk Şen olası bir uzlaşma için bir araya geldiler. Görüşmeye yarın TAM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Fritz Schaumann'ın da katılımıyla devam edilecek. Yarın Essen'de görülecek dava da iptal edilmiştir.'

Prof. Dr. Faruk Şen'in basın danışmanı Thomas Müller görüşmelere bu sabah erken saatlerde devam edileceği ve olumlu bir sonuç çıkması halinde bu kararın cuma günkü kuratoryum toplantısından önce açıklanacağını söyledi.

© Hürriyet - Tuncay YILDIRIM / KÖLN / 14.07.2008

Yahudi Cemaati'nden Şen'e destek mektubu

Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer, TAM Direktörlüğü'nden alınmak istenen Faruk Şen için, Şen'in kaderini belirleyecek isimler arasında yer alan Kuzey Ren Vestfalya Uyum Bakanı Armin Laschet'e bir mektup yazarak, "Şen, Yahudi Cemaati'nin onyıllardır dostudur" dedi.

TÜRKİYE Araştırmalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen'e Yahudi Cemaati'nden destek gelmeye devam ediyor. Şen'in görevden alınmak istenmesini eleştiren Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet'e bir mektup yazarak, olayların gelişimi nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Şen, Yahudi düşmanı değil

Aynı zamanda Faruk Şen'in görevden alınması konusundaki son kararı verecek olan 27 kişilik kuratoryumun başında olan Armin Laschet'e yazdığı mektubunda Faruk Şen'in "onyıllardan beri" Yahudi Cemaati'nin dostu olduğunu vurgulayan Kramer, "Faruk Şen ne Yahudi soykırımı konusunda şüphesi olan, ne de Yahudi düşmanı biridir" dedi.

Şen'in, yaptığı benzetmeden ötürü yeterince özür dilediğini dile getiren Kramer, Şen'in görevden alınmak istenmesine anlayış gösteremediğini de vurguladı. Kramer ayrıca Laschet'e yazdığı mektubunda Şen'in yazısından bir alıntı yaparak, yazının daha çok Yahudiler'i koruyan nitelikte olduğuna dikkat çekti. Ayrımcılık var

Şen ile ilgili tartışmaları "gayrıciddi" bulduğunu belirten Kramer, "Tartışmaları şaşkınlık içinde izliyorum. Şen, yaptığı açıklamalarından ötürü özür diledi. Ancak Almanya'da, hatta Avrupa'da Türk kökenli Müslümanlar'ın, tüm dostluk mesajlarına rağmen günlük yaşamda, meydana gelme tarzı bakımından kısmen Yahudiler'in geçtiğimiz yüzyılda maruz kaldığı, ayrımcılığa ve dışlamalara maruz kaldığı da bir gerçektir" dedi. Yaptığı açıklama ile Şen'in yazısındaki ifadelere de destek vermiş olan Kramer, mektubunda şöyle dedi: "Bu ayrımcılık ve dışlama da genelde, bugüne kadar Yahudileri ve Müslümanları, aynı zamanda da diğer yabancıları ve değişik ten rengine sahip olan insanları Almanya'da birleştiren yabancı düşmanlığıdır. Bu mesajı bize vereni cezalandırmak yerine, hepimiz daha çok ve daha ciddi olarak Türk kökenli Müslümanların ve ülkemizdeki diğer azınlıkların korkularına ve duygularına eğilmemiz gerekir."

© Hürriyet - Ismail EREL / FRANKFURT / 01.07.2008

TAM'da iktidar savaşı

Prof. Faruk Şen'e karşı başlatılan "tasfiye operasyonu"nun arkasında Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin yönetimini tamamen kontrolüne almak isteyen "politik bir girişim" olduğu öne sürülüyor. Şen'in görevden alınmasından önce, TAM'daki oda anahtarlarının değiştirilmesi, mail sisteminin bloke edilmesi ve makam arabasına el konulması ilginç gelişmeler olarak nitelendiriliyor.

ALMANYA'da Türkiye Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Faruk Şen'e karşı başlatılan 'tasfiye operasyonu'na tepkiler sürüyor. RTS Başkanı Dr. Yaşar Bilgin, Avrupa Demokrasi Vakfı Başkanı Aydın Yardımcı, Berlin Yeşiller milletvekili Bilkay Öney, SPD Berlin milletvekili Ülker Radziwill, Sol Parti Milletvekili Hakkı Keskin, bir yazı nedeniyle Şen'in görevden alınmak istenmesine karşı çıkıyorlar.

Yapılan haksızlık

Önde gelen Türk dernekleri ve politikacılarının büyük çoğunluğu Prof. Şen'in Türkiye'deki bir gazetede çıkan 'Türkler Almanya'nın Yeni Yahudileridir' başlıklı yazısı nedeniyle görevden alınmak istenmesini 'haksızlık' olarak niteliyorlar. NRW Uyum Bakanı Armin Laschet ise, yaptığı açıklamada, 'Bu benzetme kabul edilemez ve uyuma zarar vermektedir' derken, görevden alınma konusunu avukatlara incelettiğini söyledi.

Olayın perde arkası

Bu arada olayın perde arkasında, NRW'de Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) gibi güçlü ve medyatik bir kurumu politik olarak ele geçirme savaşı yaşandığına dair izlenim güçleniyor.

Tam'ın halen yıllık 1.8 milyon Euro'luk bir bütçesi ve 28 personeli bulunuyor. Geçmiş yıllarda 3 milyon Euro'ya kadar tırmanan bu bütçenin yüzde 27'si NRW'de kamu kaynakları tarafından karşılanırken, yüzde 73'ü Prof. Faruk Şen'in farklı araştırmalar için bulduğu farklı sponsorlardan elde ediliyor.

Karar 18 Temmuz'da

1985'te Faruk Şen tarafından kurulan ve 2002'de vakfa dönüştürülen kurumun, 27 kişilik bir İcra Kurulu bulunuyor. İcra Kurulu NRW Eyalet Hükümeti tarafından politik dengeler de gözetilerek atanıyor. TAM Vakfı'nın İcra Kurulu hem üç kişilik yönetimi hem de Direktörü atıyor. Prof. Şen'in resmen direktörlük görevinden alınması için TAM İcra Kurulu'nun 18 Temmuz'da yapması beklenen toplantıda bu yönde karar alması gerekiyor.

Vakıf yönetiminde yeralan CDU'lu Thomas Kufen önderliğindeki üç kişilik ekibin hafta başında Şen'in görevden alınması için hareketi başlattığı biliniyor. Kufen'in 2002'deki seçimde Şen'in direktör seçilmesine karşı çıktığı da söyleniyor.

Şu sıralar Türkiye'de tatilde olan Prof. Şen'in, resmen görevden alınmadan önce, oda anahtarlarının değiştirilmesi, mail sisteminin bloke edilmesi ve makam arabasına el konması da, soru işaretlerini arttıran girişimler olarak dikkat çekiyor. Ayrıca Şen'in yakın çalışma ekibinin de, Şen ile herhangi bir şekilde temasa geçilmemesi konusunda uyarıldığı öne sürülüyor.

İstenmeyen adam ilan edildim

Prof. Şen son olayları, kendisinin son dönemlerde Almanya'da Türkler'e karşı yapılan çeşitli haksızlıklara ve Göç Yasası tipi uygulamalara karşı tavır alması nedeniyle, CDU içindeki bir ekip tarafından çok önceden 'istenmeyen adam' ilan edilmesine bağlıyor.

Şen, Türkiye'de düşük tirajlı ama prestijli ekonomi gazetesi Referans'ta, Musevi işadamı ve Türkiye'deki işadamlarının duayeni İshak Alaton'a azınlıklar konusunda destek vermek için yazdığı bir yazının 'Bumerang' gibi tersine çevrilerek kendisini tasfiye amacıyla kullanılmak istenmesinin ancak 'politik bir niyetle' açıklanabileceğini öne sürüyor.

İstifa baskısı

Geçtiğimiz aylarda Şen'e karşı NRW'de Sayıştay tarafından başlatılan ve TAM'ın çeşitli gezilerinde gereksiz harcamalar yapıldığına ilişkin iddialar da kamuoyu gündemine gelmiş, ancak bu tür iddialar Uyum Bakanlığı'ndan dönmüş ve Şen'e karşı harhangi bir soruşturmaya gerek görülmemişti.

Şen'in görevden alınmasını isteyen CDU'lu Kufen ve ekibinin 18 Temmuz öncesi İcra Kurulu üyelerine 'Şen görevden alınmazsa biz istifa ederiz' baskısı yaptığı da kaydediliyor.

Şen'in kendisine karşı başlatılan bu operasyona hukuk yönünden karşı çıkacağı ve gerekirse AİHM'e kadar gitmeye kararlı olduğu belirtiliyor.

© Hürriyet - Frankfurt - 29.06.2008

Faruk Şen'in 19 Mayıs 2008 tarihli Referans Gazetesi'ndeki yazısı:


Avrupa'nın yeni Yahudileri

20. yüzyılın ortalarına dek Avrupa ülkelerinde Yahudi olmak çok kolay değildi. Nazi Almanyası başta olmak üzere pek çok ülkede dışlanan ve soykırımlara maruz kalan Yahudilerin ve insanlığın bu döneme ait acı dolu hikayeleri anlatmak ile bitmez.

Sürgünlerle dolu Yahudi tarihine baktığımızda 1492 yılında İspanya'dan Sefaradların gönderildiğinde, kendilerine Osmanlı Devleti sahip çıkar. Bundan yaklaşık dört buçuk asır sonra 1933-45 yıllarında Almanya'da yaşanan kıyımdan kaçabilmeyi başaran entelektüellere kucağını açan genç Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu sürgünün hikayesi geçtiğimiz günlerde Türkçesi Günizi Yayıncılık tarafından basılan "Ay-Yıldız Altında Sürgün" adlı kitapta yer bulmaktadır.

5 milyon Türk

Büyük kıyım sonrasında Yahudilerden arındırılmaya çalışılan Avrupa'da, 5 milyon 200 bin Türk, yeni Yahudiler haline gelmiş bulunuyor. 47 yıldır yaşlı kıtanın orta ve batısını da kendine yurt edinen insanlarımız aralarından 45 milyar Euro ciro yapan 125 bin girişımci çıkardıkları halde, farklı ölçek ve görünümlerde de olsa Yahudilerin karşılaştıkları ayrımcılık ve dışlamalara maruz kalıyorlar. Sonu gelmez saldırılara maruz kalan Avrupalı Türk toplumunun bir mensubu olarak, Türk vatandaşı Yahudi, Ermeni veya Rum kökenli kardeşlerimize Türkiye'de yapılan baskı ve haksızlıkları da kınıyorum. Ülkeye verdikleri emeğe karşın en çok dışlananlar da maalesef "dışarıda bırakılanlar" oluyor.

Almanya'da Türkler

Başarılı gazeteci ve televizyon programcısı Nagehan Alçı'nın Türkiye'nin yüzaklarından biri olan Alarko Holding'in kurucusu, değerli işadamı İshak Alaton ile yaptığı röportajda, devlet kaynaklı anti-semitizmi okuma olanağı buldum. 1933'lerde baskı gören Yahudilere kapılarını açan ve her türlü baskı ve ahlaksız teklife rağmen kendilerine kol kanat geren Türkiye'de bugün nasıl bir duruma geldik? Türkiye'de adam gibi adamlar listesi yapılsa ilk ona gireceklerden biri olan İshak Alaton'un bu tür duygulara kapılması beni hayli üzdü. Kendisine bu röportajın ardından başlatılan hücum, Almanya'da yaşayan Türkler olarak çeşitli dönemlerde yaşadıklarımızı anımsattığından üzüntüm daha da arttı.

İshak Bey,

Avrupalı Türkler olarak bizler, sizin bu ülke için öneminizi biliyoruz. Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak, sizi en iyi Avrupa'da yaşayan 5 milyon 200 kaderdaşınız anlar. Türkiye'de belirli çevrelerin anti-semitik yaklaşımları sizi üzmesin, Türk Halkı ve Avrupa'nın Yeni Yahudileri olarak arkanızdayız.

20. yüzyılın ortalarına dek Avrupa ülkelerinde Yahudi olmak çok kolay değildi. Nazi Almanyası başta olmak üzere pek çok ülkede dışlanan ve soykırımlar...

© Faruk Şen - 19.05.2008 - Referans


Faruk Şen, Abdullah Gül ile Görüştü

Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye Araştırmalar Merkezi öncülüğünde İzmir´de kurulacak Türk-Alman üniversitesine ilişkin Ankara temaslarını sürdürüyor. Şen, Çankaya´da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşerek kuruluş çalışmalarında son gelişmeleri aktardı. Üniversite projesini desteklediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, böylesi bir proje için İzmir´in merkez seçilmesinin ayrıca büyük önem taşıdığını belirterek, üniversitenin İzmir ve Ege Bölgesi için büyük bir kazanım olacağını söyledi.

Kurulacak üniversitenin Türkiye ' AB ilişkileri açısından da büyük yararlar sağlayacağına inandığını söyleyen 11. Cumhurbaşkanı, İzmir´in EXPO 2015 adaylığı çerçevesinde de üniversiteden önemli katkı beklediklerini ifade etti.

Kurulacak üniversiteye Türkiye´de gösterilen büyük ilgiden memnun olduklarını söyleyen TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, 'Kurulacak üniversitenin iki ülke arasındaki bilgi ve teknoloji transferini hızlandırarak, Türk-Alman ilişkilerinin yegane zayıf kanadı bilimsel ve kültürel ilişkiler alanını güçlendirmekle kalmayıp, ilişkilerin diğer alanlarında da yeni bir boyut açacak insanların yetiştirilmesine katkıda bulunacağına inanıyoruz. Bunların da ötesinde Ege Bölgesi ve İzmir´in bir çekim bölgesi haline gelmesi açısından da projemizin büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz. Alaçatı´da kurulacak üniversite sayesinde Çeşme dünyaya açılacak' diye konuştu.

26.01.2008

Deutsch - Almanca Türkçe - Türkisch
BALD AUCH IN DEUTSCHER SPRACHE - Alle Rechte vorbehalten. (22.08.2006 - © AYPA) (Tüm hakları saklıdır 22.08.2006 - © AYPA)
Kim-Kimdir

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - Q - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - X - W - Y - Z

© AYPA - KimKimdir.de sitesi 01.08.2006-31.01.2007 tarihleri arasında toplam 30.000 kere ziyaret edilmiştir. 01.02.2007 tarihinde bu sayfaya yeni bir sayaç yüklenmiştir:
/