Mehmet Ali İrtemçelik
Deutsch - Almanca Türkçe - Türkisch
BALD AUCH IN DEUTSCHER SPRACHE - Alle Rechte vorbehalten. (22.08.2006 - © AYPA) (Tüm hakları saklıdır 22.08.2006 - © AYPA)
İRTEMÇELİK: "Vatandaşlarıma başsağlığı diliyorum"

Söz konusu olan fevkalade üzücü, bir o kadar da kaygı verici bir olaydır. Kelimenin gerçek anlamıyla bir faciadır. Ludwigshafen’da yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza Tanrı’dan rahmet, yaralılarımıza acil şifa, Almanya’da yerleşik tüm vatandaşlarımıza ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Gün boyunca Büyükelçiliğimizi arayan çok sayıda vatandaşımız, olayın birçok insanımızın yaşamına malolan 1992 Mölln ve 1993 Solingen ırkçı kundaklama saldırılarını çağrıştırdığını ifade ederek tepki ve tedirginliklerini dile getirmişlerdir. Zihinleri dolduran bu çağrışımların gerçekle bağdaşmadığının kısa sürede ve inandırıcı biçimde ortaya konulabilmesi içten temennimizdir.

Ancak, bu noktada, bazı yüksek yetkililerin, bugün, olay yerinde henüz herhangi bir teknik inceleme yapılamamış olmasına rağmen, yaşanılan facianın yabancı düşmanlığıyla ilgili olmadığı hükmünü açıklamış olmalarını manidar bulduğumu ve yadırgadığımı belirtmek durumundayım. Keza bugün Hükümet Sözcümüzün de vurguladığı üzere, olayın en ciddi biçimde soruşturulmasını beklemekteyiz.

Gün içinde olay yerinde temas ve gözlemlerde bulunan Başkonsoloslarımızdan aldığım bilgiler ışığında yarın Ludwigshafen’a bizzat gitmeyi uygun gördüm. Son dönemde maalesef hissedilir derecede arttığını gözlemlediğimiz, ülkedeki yabancıları hedef alan müessif söylem ve eylemlerden ötürü esasen çok huzursuz olduğunu bildiğimiz vatandaşlarımızdan soğukkanlılık ve sükûnetlerini korumalarını bilhassa rica ediyorum.

Hürriyet - 05.02.2008 - Ahmet Külahçı


İRTEMÇELİK: "İNSAN HAKLARI ÇİĞNENİYOR"

Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik, Almanya'nın hayata geçirmeyi planladığı Göç Yasası'nın insan hakları ihlali olduğunu belirtirken, Türkiye'nin hukuki adımlarda insanlarını yalnız bırakmayacağını söyledi. Büyükelçi İrtemçelik, Almanya'nın yabancılar politikasının Türkleri hedef aldığına işaret ederken, "Kimliksizleştirip asimile etme' veya 'ülkeyi terke zorlama' hedeflerinize erişebilmeniz için sizinle işbirliği yapmalarını bekleyemezsiniz" dedi.

TÜRKİYE'nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik, Almanya'nın hayata geçirmeyi planladığı Göç Yasası'nın ap açık bir insan hakları ihlali olduğuna dikkat çekerken, hukuki adımlarda Türkiye'nin insanlarını yalnız bırakmayacağının altını çizdi.

Büyükelçi İrtemçelik, Hürriyet'in sorularını şöyle yanıtladı:

- Almanya'da uygulanması planlanan Göç Yasası ayrımcı unsurlar içermekte. Türk tarafı bu Göç yasa Tasarısı'nı nasıl değerlendirmekte?

Alman Hükümeti’nin yabancılar politikasının, Türklerin hedef alındığı fütursuzca belli edilerek, dışlayıcı ve ayrımcı bir zihniyetle sertleştirilmekte oluşu hem kaygı, hem de esefle kaydettiğimiz; bütün ayrıntılarıyla çok yakından izlediğimiz bir süreçtir. İlk değerlendirmelerimiz, bugün Eyaletler Meclisi’nce onaylandığı takdirde resmiyet kazanacak olan son düzenlemelerin gerek Alman iç hukuku, gerek Almanya’nın taraf olduğu uluslararası sözleşmeler itibarıyla bu ülkenin başını ciddi biçimde ağrıtacağına açıklıkla işaret etmektedir. Eğer, yarın (bugün) uygar değerlere bağlılık kaygısı ve sağduyu Eyaletler Meclisi’nde temenni ettiğimiz zaferi elde edemezse, en temel insan hakları ağır biçimde çiğnenecek olan ilgili vatandaşlarımız maruz kalacakları muamele karşısında atmak isteyebilecekleri hukuki adımlarda yalnız olmayacaklarını; Türkiye’nin çağdaş normlarla bağdaştırılması imkansız olan bu yeni adımlar karşısında kendilerini yalnız bırakmayacağını bilmelidirler.

Bu arada, konunun hukuki olanların dışında boyutlar taşıdığı da gözden kaçırılmamalıdır. Alman toplumunun diğer katmanlarıyla kaynaşmaya açık, bu ülkede entegre olup kök salma sürecindeki insanlara reva görülen ayrımcı ve dışlayıcı uygulamaların, hayal edilen 'Asimilasyon'la değil, olsa olsa 'Yabancılaşma' ile sonuçlanacağı çok açıktır. Bu sonucun beraberinde getirebileceklerinin Almanya’nın çıkarlarına ne kadar uygun olacağı Alman dostlarımızca değerlendirilmesi yararlı olacak bir noktadır.

- DİTİB başta olmak üzere bazı Türk çatı örgütleri Başbakan Angela Merkel'in 12 Temmuz'da yapacağı Uyum Zirvesi'ne planlanan Göç Yasası'nı protesto amacıyla katılmamayı düşünüyor. Bu tutumu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vatandaş ve soydaşlarımızdan ulaşan algılama ve tepkilerden, uyum sürecinin insanlarımızın çok büyük bir çoğunluğunun gözündeki inandırıcılığını bütünüyle yitirdiğini anlıyoruz. Takdir edersiniz ki, birkaç yıldır ard arda atılan adımlar hatırlandığında bunun şaşılacak bir tarafı yoktur. En hoyratça bir tarzda dışladığınız; özgün kültürel kimliklerini çökertmek için akla gelecek ve gelmeyebilecek her yola başvuracağınız algılamasına sevk ettiğiniz insanlardan, ikide bir dem vurduğunuz Avrupa değerleriyle alay etmek anlamına gelen bu tutumunuzu tevekkülle karşılamalarını; hatta bununla da kalmayıp, gözlerinde iyice açıklık kazanmış bulunan 'kimliksizleştirip asimile etme' veya 'ülkeyi terke zorlama' hedeflerinize erişebilmeniz için sizinle işbirliği yapmalarını bekleyemezsiniz. Gelişmelerin buradaki insanlarımızı getirdiği nokta budur. Değerlendirmeleri böyledir. Açıkcası kendilerine 'canım, nereden çıkartıyorsunuz bunları?' diyebilmek maalesef hiç kolay değil. Şüphe yok ki yapılacak ve yapılmayacaklara bağlı olarak geleceğe vurgulu izdüşümleri olacak bir dönemeçteyiz. Bu bağlamda şunu bir kez daha belirteyim: Bu ülkedeki insan varlığımızın esenliği bizim açımızdan önemlidir. Başka türlü söylememi isterseniz, bizim kıymetini bildiğimiz; her alanda daha ileri götürülmesi için her zaman samimi bir çaba içinde olduğumuz Türk-Alman ilişkilerinin huzuru, buradaki insanlarımızın huzurundan bağımsız olarak düşünülemez. Bu itibarla, öncelikle Göç Yasası’na getirilmesi sözkonusu değişikliklerle daha da olumsuzlaştırılacağı muhakkak olan haksız ve sakıncalı yolda ısrar etmeme basiretinin gösterileceğini, bunu sağduyunun telkin edeceği başkaca adımların izleyeceğini ummak istiyoruz.

- Tatilini geçirdiği Türkiye'de 13 yaşında bir İngiliz kıza cinsel tacizde bulunduğu suçlamasıyla Antalya'da tutuklanan Alman genci Marco'nun serbest bırakılması için Alman medyası ve politikacılar yoğun ibr kampanya sürdürdü. Hatta Türkiye'de bağımsız yargıya müdahale edilecek kadar ileri bile gidildi. Türkiye'nin AB üyeliğiyle bağlantı bile kuruldu. Siz Türkiye'nin bu ülkede en yüksek düzeydeki diplomatik temsilcisi olarak neler hissettiniz?

Marco konusunun Almanya’da belirli medya ve siyaset çevrelerince populizmin en ilkel örnekleri olarak ders kitaplarına girecek kadar düzeysiz bir yaklaşımla ve saldırgan bir üslupla işlenmesinden en çok zarar gören zannediyorum ki Alman ulusu ve Almanya’nın Türk halkının gözündeki imajı ve itibarı oldu. Bu noktada ciddi bir tahribatın sözkonusu olduğunu değerlendiriyorum. Ortaya koydukları tutumla gerçekte Türkiye’yi değil kendilerini teşhir eden, bir kısmı yüksek siyasi sıfatlar taşıyan sözkonusu kişilerin Marco’nun durumuna yardım etmiş olmakla övünemeyecekleri de işin diğer bir yönüdür. Ancak, biz hem bu kişilerle hak ettiklerinden fazla ilgilenmeyelim, hem de bize yakışanı yapalım: sergilenen çirkinlikleri kınarken, başlangıçtan itibaren ciddiyet ve sorumluluk duygusuyla hareket eden; az önce sözünü ettiğimiz grubun gürültüsüne rağmen olayı Alman kamuoyuna gerçek yönleriyle sunmaya özen gösteren; kamuoyuna sağduyu ve ölçü telkin eden medya veya yargı mensuplarına takdir duygularımızı belirtmeyi de ihmal etmeyelim.

© Hürriyet - 06.07.2007 - Ahmet KÜLAHÇI / BERLIN


  • KimKimdir Alfabetik İsim Listesi (Adı ve Soyadının ilk harfine göre):
  • A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - Q - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - X - W - Y - Z


KimKimdir.de sitesi 22.08.2006-31.01.2007 tarihleri arasında toplam 30.000 kere ziyaret edilmiştir. 01.02.2007 tarihinde bu sayfaya yeni bir sayaç yüklenmiştir: /