Muhsin Omurca
Deutsch - Almanca Türkçe - Türkisch
BALD AUCH IN DEUTSCHER SPRACHE - Alle Rechte vorbehalten. (02.04.2007 - AYPA) (Tüm hakları saklıdır 02.04.2007 - AYPA) © 02.04.2007 - Aksiyon Dergisi SAYI 643
HomePage von Muhsin Omurca Almanların Türk meddahı

Barcelona’da yaşayan Muhsin Omurca’nın adı, Almanları kendi dillerinde güldüren ilk Türk olarak ansiklopedilere geçti. Omurca, Türkiye’deki Almanların da favorisi.

Türkiye’de yaşayan Almanları eğlendirmek onun işi. Her yıl Lamia Tanıtım’ın organizasyonuyla İstanbul’a geliyor ve tek kişilik gösterisiyle büyük ilgi görüyor. Almanya’nın en tanınmış kabare sanatçılarından birinden, yani Muhsin Omurca’dan bahsediyoruz. Türkiye’den Almanya’ya göç eden bir Türk kendisi. 22 yıldır Almanya’da sahneye çıkıyor. Son yıllarda turne programının bir bölümünü de İstanbul oluşturuyor. Biz her ne kadar, İngilizceden devşirme bir kelimeyle “stand up” desek de, o yaptığı işin aslında meddahlık olduğunu düşünüyor. Türkiye’de meddahlığın, sadece Osmanlı motifleriyle düşünülen ve ramazan günlerine hapsedilen bir sanat olarak algılanmasından dertli.

Tek kişilik gösterinin Almanya’daki adı kabare. Şimdiye kadar bu ülkede yaptığı gösteri sayısı iki bin 800’ü aşmış durumda. Hayran kitlesinin önemli kısmını Almanlar oluşturuyor. Yeni neslin Almancayı iyi öğrenmeye başlamasıyla, programlarını artık Türklerin de izlediğini belirtiyor. Oyunlarında ya Türkçeyi ya da Almancayı kullanıyor; her iki ülkeden insanların birlikte izlediği gösterilerde ise iki dilden yaptığı karışımların da büyük ilgi uyandırdığını anlatıyor.

YAZILI BASINDAN SAHNEYE

Aslında Muhsin Omurca bir karikatürist. Avrupa’ya giderken çizimlerini yanında götürür. Almanya’ya yerleştikten bir sene sonra ülkenin tanınmış gazetelerinde karikatürleri yayımlanmaya başlar. Almancayı iyi öğrenebilmek için ülkedeki Türklerle neredeyse hiç ilişki kurmaz. 5 yıl sonra Almanca kabare yapmaya başlar. Ansiklopedilerde ismi ilk göçmen kabareci olarak zikredilir. Sanatçının sahneye çıkış öyküsü ise hayli ilginç. Bir arkadaşının teşvikiyle oyun yazmaya başlar önce. İlk başta sahneye çıkmayı düşünmüyordur. Ancak gelişmeler onu mecbur bırakır: “İşe birlikte başladığım arkadaşımla, sonradan ekibe dâhil olan bir Türk, birlikte sahneye çıkacaklardı. Salon tutuldu, biletler satıldı ama son anda diğer arkadaş bizi bıraktı. O noktadan sonra geri dönemezdik ve ben ikinci oyuncu olarak mecburen sahneye çıktım. Çıkış o çıkış.”

Türklerin kabare yapması Almanların büyük ilgisini çeker. Çünkü 1985 yılı, henüz göçmen Türklerin sanat dünyasında görünür olmaya başladıkları bir dönem değildir. Basının olaya geniş yer vermesi, iki macerapereste olan ilgiyi artırır. Bir yıl içinde ülkenin her bölgesinden davet alırlar. “Nasıl oldu anlamadık, kabareci olup çıktık.” diyor sanatçı. İlgi Almanya dışında da gelişir. Hollanda, İsviçre, Finlandiya, Estonya ve Avusturya’da oyunlar sahnelenir. Metinlerini de kendi yazdığı gösterilerine daha sonra tek kişi olarak devam eder Omurca.

Alman izleyicinin sahnedeki bir Türk kabareciye bakış açısını sorarken, uyum sorunu yaşayan ve yaşamayanlar arasındaki farka geliyor söz. Sanatçı, uyum sağlamayı reddettiğini, bu konuda yaptıklarından dolayı Almanlara en sivri eleştirileri yönelttiğini söylüyor. Uyum noktasında Almanların sürekli Türkleri suçladığını belirterek, “Biraz da kendilerine bakmak zorundalar. Alman devleti ve toplumu, uyum için ne yaptı? Farklı kültürlere ne kadar sahip çıktı? Bu soruların cevaplanması lazım.” diyor.

TÜRK MEDYASININ YETİŞTİRDİĞİ NESİL

Almanların son derece tutucu bir toplum olduğunu öne süren Omurca’ya göre, bunun en temel sebebi Almanların sömürge geçmişi olmaması. İspanyollar, İngilizler bu konuda farklı kültürlere daha aşina. Oysa Alman toplumunda ötekine tahammül daha az. Diğer kültürleri yeteri kadar tanımıyorlar. Bu bilgisizlik de düşmanlık üretiyor.

Söz eleştiriye gelince Türk ve Alman toplumları arasındaki fark da ortaya çıkıyor. Omurca’ya göre Almanlar politik hicivlere son derece soğukkanlı yaklaşıyor. Her türlü eleştiriye gülüp geçebiliyor. Türkiye’de ise durum farklı. “Gösterilerde çok dikkatli davranıyorum.” diyor. Çünkü özellikle siyasi eleştirilere tahammül bizde fazla değil. 18 yıl önce sahneye çıkmadan önce bir müzik cıngılı yapmak istediğini belirten Muhsin Omurca, Alman millî marşını darbuka, saz ve klarnetle çalarak yeni bir şekle soktuğunu söylüyor. Türk halk müziğine benzeyen bu cıngılı yıllardır gösterilerinde kullandığını, Almanların çok beğendiği bu müziğe şimdiye kadar sadece Türklerin tepki verdiğini belirtiyor. “Sen bir milletin millî marşını nasıl böyle kullanırsın.” diye tepki gösterdiklerini aktarıyor. Alman toplumunda yerleşmiş bir eleştiri ve tartışma kültürü olduğunu hatırlatan Omurca’ya göre, Batı toplumlarında devletin toplum için var olduğu düşüncesi hâkim. Bu sebeple, kamu kurumlarına değil, bireye saygı büyük önem kazanıyor.

Peki, insan ilişkilerinde son derece mesafeli ve soğukkanlı Almanları güldürmek zor olmuyor mu? Onları tanıma ve beğenilerine hitap edebilmenin on yılını aldığını itiraf ediyor Omurca. Ancak onları tanıma noktasında artık son derece iddialı: “Almanları çok iyi tanıyorum ve nereden yakalayacağımı çok iyi biliyorum. Şimdi şuraya on tane Alman gelse, ikinci cümlede onları alırım. Onlar benim için artık camdan insan oldular, içlerini rahat görebiliyorum.” Birçok toplumun aksine Almanların eleştiriden hoşlandığını ve övgüden rahatsız olduğunu da belirtiyor: “Bir Alman’ı yüzüne karşı överseniz hemen size mesafe koyar. Bunun arkasından ne gelecek diye düşünür. Oysa bir Türk’e sizin gibisi yok dediniz mi hemen kafaya alabilirsiniz. Bunun değişmesi lazım. Olgunluk övgü beklemek değil, eleştiriyi soğukkanlılıkla karşılayabilmektir.”

Muhsin Omurca’ya göre, Avrupa’daki Türklerin içinde yaşadıkları topluma uyum sağlamada en büyük frenleyici rolü çanak antenler oynadı. Daha önce mecburen de olsa Alman kanallarını izleyen, birkaç kelime öğrenen ve yaşadığı ülkenin gündemine az da olsa vâkıf olan Türkler, şimdi sadece Türk kanallarını izliyor. Yeni nesil Türk çocukları Türkçeyi bile bu kanallardan öğreniyor. Ona göre Almanya’da, Türk medyasının yetiştirdiği bir nesil var artık.

Almanya’da yaşayan Türklerin çanak antenler dışındaki en büyük meraklarından biri, memleketten gelen şarkıcılar. Televizyondan tanıdıkları isimlerin konserlerine büyük ilgi gösteriyorlar. Ama Türkiye’de yaşayan Almanları eğlendirmek için gelen ismin yine bir Türk olması ilginç. “Neden burada yaşayan Almanlar için bir Alman sanatçı gelmiyor?” diye sorduğumuzda Omurca, “Buradaki organizatörler Alman kabareci de getirmek istiyor ama İstanbul’da yaşayan Almanlar için Türkleri de kapsayan espriler daha ilginç. Onlar bu kültürü tanıyor, her gün Alman gazetelerini okuyan insanlar değiller. Oradaki Türkler gibi kendi ülkelerine değil, buraya yani yaşadığı ülkeye odaklanmış insanlar. İki kültürün sentezi olarak bu gösteriyi yapmamı onları daha çok eğlendiriyor.” cevabını veriyor.

EV ÖDEVİ 210 YIL SÜRECEK SANDILAR

Muhsin Omurca’nın gösterilerinde sık sık değindiği konulardan biri de Türkiye’nin AB yolculuğu. Zaten oyunlarından birinin başlığı da bu meseleye esprili bir bakış getiriyor: “AB’ye damsız girilmez.” Sanatçı, özellikle ısıtılıp ısıtılıp Türkiye’nin önüne konulan ev ödevi meselesine takmış durumda. 70 bin sayfalık mevzuatta, muzun yamukluk derecesinden, kevgirin delik sayısına kadar her türlü ayrıntının olduğunu hatırlatarak, “Espri yapmıyorum, bunlar gerçekten de mevzuatta yer alan ifadeler.” diyor. Ona göre, Avrupalılar bu mevzuatı Türkiye’nin üyeliğini engellemek için ortaya attı: “Avrupalı bu 70 bin sayfayı Türkiye’nin uygulamasının çok uzun süreceğini düşündü. Günde bir sayfasını yapsak bile, 70 bin sayfayı tamamlamak en az 210 sene sürecekti. Ancak bir şeyi atladılar. Biz öyle detaylarla uğraşmayız. İcracı milletiz. İki senede bitirdik işi, 208 sene kârımız oldu. 2004’te karşılarına çıktık, ellerinde AB standardı falan kalmadı. Bundan sonra bizi alacaklar, kaçarı yok.” Ne zaman sorusuna da cevabı hazır: “Benim tahminim 20 yıl içinde.”

Gösterilerine gelen Alman firması yöneticilerinin Türkiye pazarından büyük heyecan duyduklarını aktararak, “Türkiye’yi patlamaya hazır bomba gibi görüyorlar ve bundan pay kapmak için yarışıyorlar.” diyor.

02.04.2007 - Aksiyon Dergisi SAYI 643

HomePage von Muhsin Omurca


  • KimKimdir Alfabetik İsim Listesi (Adı ve Soyadının ilk harfine göre):
  • A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - Q - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - X - W - Y - Z


KimKimdir.de sitesi 22.08.2006-31.01.2007 tarihleri arasında toplam 30.000 kere ziyaret edilmiştir. 01.02.2007 tarihinde bu sayfaya yeni bir sayaç yüklenmiştir: /