Alevilik

Alevilik, Budizm gibi inanç topluluğudur

AABF'lilerin üç yıl için daha görev verdiği Turgut Öker, gelecekteki hedeflerini ve Alevilerin taleplerini anlattı. Genel Başkan Öker, Aleviler yaşamın her alanında eşit olana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

ALMANYA Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyeleri beşinci kez Turgut Öker'e (48) genel başkanlık görevini verdiler. Ancak onun Alevi örgütlenmesi için verdiği mücadele çok daha eskilere dayanıyor. Mesleği sosyal danışmanlık olan Turgut Öker, gençliğini Avrupa'daki Alevileri bir araya getirmeye adamış. Evli ve iki çocuk babası Öker, Aleviler için yaşamın her alanında eşitlik istiyor. Önümüzdeki üç yıl daha AABF'ye yön verecek Genel Başkan Turgut Öker, AABF'nin hedeflerini anlattı. Şahsına yönelik bazı eleştirilere cevap verdi.


Turgut Öker

Şimdiye kadar Alevi örgütlenmesinde nasıl bir rol oynadınız?

- Almanya'da Alevi ismiyle kurulan ilk Hamburg Alevi Kültür Merkezi'nin (AKM) kurucularındanım. 1991-1993 yılları arasında Hamburg AKM'nin başkanlığını, 1993-1996 yılları arasında AABF genel sekreterliğini yaptım. 1999 yılından beri AABF'nin genel başkanlığını yapıyorum. AABF Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 8 yıldır Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanlığı görevini yürütüyorum. Konfederasyonumuza bağlı Avrupa'da 250 AKM var. Bunlar bizim 20 yıl içinde ev ev dolaşarak insanları bir araya getirmemiz neticesinde oluştu. Almanya merkezli Alevi örgütlenmesi Avrupa'nın 14 ülkesine yayılmış durumda. Son bir yıl içinde İtalya, Romanya, Kıbrıs ve İskoçya'da AKM'ler kuruldu. Avrupa'daki Alevilerin biraya gelmesine son 10 yıl içinde büyük emek verdim. Türkiye'de de Alevilerin örgütlenmesi Avrupa'nın etkisiyle gelişti. Türkiye'deki Alevi Bektaşi Federasyonu'nun 9 kurucu üyesinden biriyim. Biz Avrupa'da Alevilerin tarihinde olmayan modern ve çağdaş örgütlenmenin öncülüğünü yaptık. Her şeyin ilklerini yaşadık.

Önümüzde dönemde Alevi hareketini getirmek istediğiniz nokta nedir?

- Gerek Avrupa gerekse Türkiye'de 20 milyon Alevi'nin gelebilecekleri en iyi yere gelmelerini hedefliyoruz. Nasıl Hırıstiyanlık ya da Budizm için “bu bir inanç topluğu” deniyorsa Aleviliğin de aynı şekilde tanınmasını amaçlıyoruz. Aleviliğin insanlığa katacak çok büyük değerleri olduğuna inanıyoruz. Yüzyılımızda insanlık hangi alanlarda ızdırap içindeyse, Alevilik bunlara çözüm sunan bir öğretidir. Bu bağlamda yeryüzündeki 5 milyar insan Aleviliği tanımalıdır. Birkaç kuşakla sınırlı olmayan ciddi bir kurumlaşma da hedefliyoruz. Avrupa'da doğan çocuklarımız Alevilik değerleriyle büyümeli. Tüm Alevilerin öğretilerimize uygun yaşamalarını arzuluyoruz. Sadece, “Ben Alevi'yim” demek yeterli değil. Aleviliğin gerektirdiği davranış biçimi neyse ona uygun davranılmalı. Ayrıca Alevilik derslerini Avrupa'ya yaymayı hedefliyoruz.

Obama örneği bizi heyecanlandırıyor

AABF olarak Alman devletinden ne gibi beklentileriniz var?

- Burada inanç özgürlüğümüzü rahatça kullanabiliyoruz. Bizim öğretimizle Almanya'nın demokratik, özgürlükçü anlayışı örtüşüyor. Ancak her şey bize altın tepside sunulmadı. Örneğin Alevilik dersinin hayata geçmesi için yıllarca çaba sarf ettik. Alevilerin tarihinde ilk defa bir ders kitabı, müfredat hazırladık, öğretmenlerimizi eğittik. Şu an 5 eyalette Alevilik dersleri veriliyor. Biz kendimizi bu ülkenin bir parçası olarak görüyoruz. O açıdan Almanya'nın yönetimine de katılmamız gerektiğine inanıyoruz. Bir Obama örneği bizi heyecanlandırıyor. Siyasete katılım noktasında ayrımcı uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Her alanda bir Alman ile eşit haklara sahip olmalıyız. Avrupa sadece Avrupa kökenlilerin değil bu topraklarda yaşayan herkesin. Almanya'ya sonradan gelenlere uygulanan kısıtlayıcı yasaların kalkması gerektiğini düşünüyoruz.

Almanya'da yaşayan Sivas Katliamı zanlılarının burada yargılanmasını talep etmiştiniz. Bu konuda bir gelişme var mı?

- Hitler döneminde Yahudi katliamı yapanlar dünyanın neresine giderse gitsinler, yakalanıp adalete teslim edildiler. Sivas Katliamı'na katılanlar aynı şekilde hesap vermeli. Türk Mahkemeleri'nde katliamdan ötürü hüküm giymiş insanlar Almanya'da ellerini kollarını sallayarak dolaşamamalı. Fakat Almanya, suç Türkiye'de işlendiği için burada yargılama yapamıyor. Türkiye Adalet Bakanlığı ise, Almanya'dan bu şahısların iadesini izinsiz gösteriye katıldıkları gerekçesiyle istiyor. Almanya basit bir suçtan Türkiye'nin iade talebini yeterli görmüyor. Böyle bir durum söz konusu. Ancak biz bu işin peşini bırakmayacağız.

Kurum olarak Alevilerin politikada veya yaşamda daha etkin olmaları yönünde çabalarınız var mı?

- Aleviler sadece yönetilen ve seçen olmamalılar. Aleviler yaşamın her alanına müdahale etmeli. Karar mekanizmalarında yer almalılar. Bunu, Aleviler bugüne kadar gerçekleştiremediler. Bunda dışlanmışlığın etkisi söz konusu. Örneğin Türkiye tarihinde bir Alevi başbakan, başbakan yardımcısı veya genelkurmay başkanı göremezsiniz. 20 milyon insandan bir tanesi bile bu makamlara gelecek kapasitede değil miydi? Yasalarda herkes eşit olsa bile pratikte bir dışlama var. Bu bizim kaderimiz olamaz. İnsanlarımız her alanda gidebilecekleri en üst noktaya gitmeyi kendilerine hedef olarak koysunlar. Biz bunu istiyor ve destekliyoruz.

Bizi engellemeye çalışıyorlar

Dışarıdan bakıldığında AABF ile Türkiye Devleti arasında sanki bir soğukluk varmış gibi görünüyor. Bu ne kadar doğru?

- Türkiye Alevilerin, Alevi adıyla örgütlenmesini her zaman bölücülük olarak gördü. Türkiye ve Almanya'daki en üst düzeydeki Türk yetkililer bana, Türkiye'de Sünnilerin çoğunlukta olduğunu bizim Alevi adıyla ortaya çıkmamız durumunda çatışma yaşanabileceğini söylediler. Laiklik için vazgeçilmez olduğumuzu vurguluyorlar. Ama Sünniliğin karşısına kim çıkarsa bunun gerilime yol açacağını belirtiyorlar. Aleviliğin yok sayılmasına, Sünnileştirilmesine itiraz ettiğimiz için bizi tehlike olarak görüyorlar. Almanya'da büyükelçilerle görüştüm. Bunlar kurumumuzu kendi yedeğindeki güçler olarak istiyorlar. Onlardan direktif almamızı bekliyorlar. Bizim karakterimiz, çizgimiz, programımız buna uygun değil. Büyükelçilere saygıda bir kusurumuz olmadı ama onlar bizdeki bu soylu duruşu kabullenemediler. Milli Görüş'ün de içinde olduğu bir Türk lobisi kurmak istediler. Böyle bir oluşum içinde olmayı reddettik. Alevilik dersleri vermemizi engellemek için iki yıl önce dönemin büyükelçisi, NRW Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet'i ziyaret etti. Laschet'e baskı yaptılar. Artık dışişleri bakanları Almanya'ya geldiklerinde düzenledikleri toplantılara AABF'yi davet etmiyorlar.

AABF'de demokratik bir yönetim olmadığı yönünde eleştiriler oluyor. Bu konuda neler söylersiniz?

- AABF'de var olan demokrasi, özgürlük ve katılımcılık en demokrat, ilerici kurumlar da bile yok. Benden önceki 8 yıl içinde AABF'de beş defa başkan değişmiş. Benim dönemimde yani son 10 yıldır istikrar var. Özgürlüğüne düşkün, adaletsizliğe bu kadar tepki gösteren bir toplumda siz demokratik iradeye bağlı olmadan uzun süre başkanlık yapamazsınız. Kaldı ki ben her seçilişimde delegelerin en az yüzde 80'inin oyunu aldım. Son genel kurulda aday olmayı düşünmüyordum. Ama yüze yakın AKM göreve devam etmem için yazılı başvuru yaptı. Çoğunluğun iradesi bireylerin iradesinden üstündür. Bunu görmezden gelemezdim. Genel kurullarımızda delegeler özgür iradeleriyle oy kullanıyorlar. Kimsenin aday olması engellenmemiştir. Seçimler medyanın önünde ve şeffaf şekilde yapıldı. Benim dönemimde Alevilik Avrupa'da büyük bir atak yapmamış ve üye sayısı artmamış olsaydı, bana bu görevi tekrar vermezlerdi.

Genel başkanlık için ne gibi özverilerde bulunuyorsunuz?

- Benim yaptığım işi yapanların maaşları, otomobilleri, şoförleri, özel asistanları vardır. Oysa ben 20 yıldır Aleviliğe hizmet etmeyi bir davaya hizmet olarak gördüm. Gençliğim yollarda geçti. Avrupa'da ve Türkiye'de ayak basmadığım şehir kalmadı. Yaşamınızı adadığınız taktirde bu görevi yapabilirsiniz. Diğer sivil toplum örgütlerinin başkanları bir süre başkanlık yaptıktan sonra Türkiye'de milletvekiliğine soyunurlar. Bulundukları makamı sıçrama tahtası olarak görürler. Ben her zaman toplumsal mücadeleye dava gözüyle baktım. Aksi taktirde başarı sağlayamazdık. Kimi zaman kardeşlerimin düğünlerine gidemedim. Hafta sonları çocuklarımı göremiyorum. Onlarla piknik yapamıyorum. Eşimin de çok büyük fedakarlığı var. Toplumsal örgütlenmeye adanmış bir yaşamı her eşin kabul etmesi mümkün değil.

Siyaset bana yabancı değil

İleride politikaya atılmayı düşünüyor musunuz?

- İnsanlığa vereceğiniz bir şeyler varsa sonuna kadar bunu verme çabası içinde olmalısınız. Her zaman benim Türkiye'ye dönüp milletvekili olacağım gibi bir beklenti mevcuttu. Ben siyasette yer almak yerine Alevilerin örgütlenmesi, toparlanması mücadelesini daha anlamlı buldum. Bir siyasi parti içinde yer alıp almayacağımı süreç gösterir. Siyaset bana yabancı bir şey değil. Toplumsal uğraşlara uzun yıllar verdim. Bu birikimimi gerek görülürse siyasette de değerlendirebilirim. Ama illa bir milletvekili olma sevdam yok.

Sizce AABF'nin kuruluşundan beri elde ettiği en önemli kazanım nedir?

- Bence en önemli kazanım Alevilik dersi. Asimile edilmek istenen bir toplumun inancını okullarda ders olarak kendinden sonraki kuşaklara verebilmesi bir devrim. Tarihsel bir kazanım. Önümüzdeki dönemde Alevi kürsüleri kurulacak. Bu kürsülerde Alevilik dersleri verecek öğretmenler yetişecek. Alevilik bilimsel alanda araştırılacak.

Sürekli Alevilikte kadın-erkek eşitliğinden bahsediliyor. Ancak genel kurulda erkekler ezici çoğunluktaydı ve AABF yönetiminde sadece bir bayan var. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

- Yüzyıllardır inancımızı gizli yaşamak zorunda bırakıldığımız ve Aleviliğin kulaktan dolma öğrenilmesi nedeniyle toplumumuz Alevi inancına uygun bir davranış gösteremiyor. Ayrıca İslam coğrafyasından geliyor olmamızdan ötürü olumsuz bazı düşünceler bizim insanlarımıza da yansımış. Öğretide kadın-erkek eşitliği olmasına rağmen güncel yaşamda bunu göremiyoruz. Erkek egemen toplum kendi çıkarı açısından öğreti dışına çıkmış. Bu çarpıklığı görerek Almanya Alevi Kadınlar Birliği'ni kurduk. Kadınların eşit temsil hakkına kavuşması için çaba gösteriyoruz. Son olarak kongre kararı aldık. Bizim teşkilatlarımızda bundan böyle yönetimin en az üçte biri kadınlardan oluşacak.

Aleviliğin İslam dışı olup olmadığı konusunda teşkilatınızın bakış açısı net olarak nedir?

- Yaşayan Aleviliğin değerleri konusunda hiç kimsede görüş ayrılığı yok. Fakat Aleviliğin tarihsel köklerine ilişkin farklı yorumlar var. Biz bunu yıllardır kazanım olarak gördük. Kendi açımızdan, tek tip Alevi yaratmayı bir facia sayarız. İnsanların inancını bireysel tanımlama hakkı vardır. Nasıl devletin inancı olmazsa kurumların da inancı olmaz. “AABF'nin inancı budur” diye bir yaklaşım doğru değildir. Kimseye Aleviliği şöyle ya da böyle görmesi şeklinde bir dayatmamız olmamıştır. AABF Alevilerin bütünün AABF'sidir. Farklı tanımlamayı tek tek bireylere özgü görür. İçimizde Aleviliğin tarihsel kökenini İslam içi gören de, İslam dışı gören de vardır.

© Hürriyet - 24 Mayıs 2009 / Hakan AYTAŞ / KÖLN

Turgut Öker ile dobra dobra

Alevi lideri Turgut Öker, Hürriyet Gazetesi'ne önemli, tarihi açıklamalarda bulundu. "Alevilik İslam'ın içinde mi dışında mı, Alevilik dini inanç mı siyasi inanç mı, Aleviler niçin DİTİB'e bağlanmıyor, Aleviler Türkiye seçimlerinde ne yapacaklar" sorularına sütün açık yürekliliğiyle cevaplar veren AABF Genel Başkanı Turgut Öker, kendi özel hayatından kesitleri de Hürriyet okuru için ilk kez anlattı. Birçok spekülasyon, dedikodu, söylentilerin adının etrafında dolaştığı Alevi lideri Turgut Öker, 20 yıllık mücadelesini özetlerken, "Yılmamakla, yorulmamakla ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı" diyor.

Soru: Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) başındaki kişisiniz. Adınızın etrafında şimdiye kadar birçok spekülasyon, dedikodu, söylentiler oluştu. Bunlar sözlü olarak konuşuldu yazılı olarak da yazıldı...

Turgut Öker- Adımla ilintili bu kadar çok yazılma çizilme gibi bir durum gayet normal. Çünkü Avrupa ve Türkiye Alevi hareketinde 20 yıldır aralıksız yöneticilik yapan ikinci bir arkadaşımız yok. Bir kurumun başında bu kadar uzun bulunan bir kişinin çabalarının, yaptıklarının herkes tarafından onaylanması, herkes tarafından doğru bulunması mümkün değil. Onu birinci değerlendirme olarak ifade edeyim.

BU SANCILARIN YAŞANMASI NORMALDİ

Başından itibaren Avrupa'da örgütlenmesinin içerisinde sadece katkı sunan değil federasyonumuzun ilkelerini belirlemede, programını belirlemede, tüzüğünü belirlemede ve bugüne gelişinde bir öngörüyle hareket etmiş olmamız dolayısıyla doğal olarak bu kadar geniş bir topluma hitap ettik.

Soru: Federasyon içerisinde farklı eğilimler oldu mu?

Turgut Öker: Bu kadar geniş bir toplumu kucaklayan bir federasyon içerisinde doğal olarak farklı eğilimler olacaktı. Bir de daha önce örgütlenme deneyimi olmayan, yan yana gelmeyen birlikte yol yürümemiş, birlikte mücadele etmemiş, birlikte Aleviler'in belli haklarını elde etmesi için ortak deneyim ve tecrübe sahibi olmamış bir toplumun bir araya gelişi doğal olarak sancılı olacaktı. Sancılı olmaması aykırı da olabilirdi. Bu kadar kolay olacak idise bu durum, o zaman yüzyıllardır Alevi toplumu niye bu kadar dağınık olabildi. Bırakın çok gerileri, son 85 yıldır niye Alevi toplumu en sıradan istemlerini, kabul ettiremedi. Kendini ifade edemedi, Alevi olduğunu söyleyemedi. O açıdan, yani sosyolojik olarak da bakıldığında, örgütlenme açısından da bakıldığında, bu sancıların yaşanması gayet doğaldı. Ama başladığımız noktayla bugün gelinen noktayı değerlendirdiğimizde, 20 yıl içerisinde ne büyük kazanımlar elde ettiğimizi görüyoruz. 20 yaşında bir çocuk bile bugün genç olarak değerlendirilir, yani söyledikleri bir gencin dünyaya bakışı olarak ele alınır. O açıdan yani bugüne kadar dediğim gibi başından itibaren bu işin önemli karar mekanizmasında bulunan bir kişi, yön veren bir kişi, temsil eden kişi olmam dolayısıyla Aleviler içerisinden de zaman içerisinde haksız oldukları mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiş insanlar oldu. Zaman içerisinde çok özür dileyen insanlar da oldu. Ama biz yılmadık. Bunun doğal bir süreç olduğunu bildik. Kararlı bir şekilde bu noktaya gelebildik.

Soru: Bugün bulunduğunuz noktaya hangi süreçlerden geçerek geldiniz?

Turgut Öker: İlk 1988 yılında Hamburg'da Alevi adıyla kurulan Alevi Kültür Merkezi'nin kuruculuğundan başlar benim serüvenim. Ve arkasından yani 1993'ten itibaren de tüm Avrupa'yı kucaklayan ve enerjisini, imkanlarını zaman içerisinde büyük oranda da Türkiye Alevileri'ni birleştiren bir sürecin temsilciliğini yapmam dolayısıyla özelllikle de Alevi dünyasındaki çevrelerde ismimle ilintili tartışmalar oldu. Tabii bu normaldi. Sıradan tipik alışılagelmiş bir yönetici tipim yok. Onu biliyorum. Özelliğim de yok. Yani müsaade edildiği kadar konuşan, istenilen konuşmayı yapan, sipariş üzerine harekete geçen bir insan olmamam dolayısıyla da yani bu süreçte basında yayında hakkımda birçok yazılar, iddialar ortaya atıldı. Ama her defasında da özellikle de Alevi hareketinin yönetimini belirleyen delegelerin, üyelerin, yöneticilerin ve örgütlü Alevilerin her geçen gün daha fazla desteğini alarak, seçilmiş olmam da doğru olduğumu, haklı olduğumu gösteriyor. Yılmamakla, yorulmamakla ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı.

VİCDANEN RAHATSIZIM

Soru: Ben AABF'nin başındaki Turgut Öker'i değil, çocuğunun elini tutarak okula götüren ve onu okuldan alıp eve getiren baba Turgut Öker'i merak ediyorum... Kimdir Turgut Öker?

Turgut Öker- Ailesi, çocuğuyla ilişkileri itibariyle belki en çok vicdanımın sızladığı bir soru sordunuz. Çünkü iki çocuğum var. Biri beş yaşında biri iki yaşında. Son 5 yıla kadar yalnız olmamam dolayısıyla bütün yaşantım 24 saat yollarda geçebiliyordu. Ve bir Köln'den çıktığımda bir ay sonra geri döndüğüm olabiliyordu. Tüm Avrupa'daki Alevilerin yaşadığı şehirleri dolaşmak, ev ev dolaşarak insanları, dernekler, Alevi kültür merkezleri çatısı altında toparlamak ancak o şekilde mümkün olabiliyordu. Fakat son 5 yıldır yine aynı tempoyla hareket ediyor olmam dolayısıyla çocuklarıma çok fazla zaman ayıramıyorum. Vicdanen rahatsızım. Sanırım çocuklarım da büyüdüklerinde uğraşımızın toplumsal olduğunu, uğraşımızın kendi gelecekleri için olduğunu görerek, bizi de, o noktadaki eksikliğimizi anlayışla karşılayacaklar diye düşünüyorum.

(c) Hürriyet - 23.06.2007 - Ali Asker BARUT


Alevilik siyasi bir inançtır

İnanç merkezimiz Kültür Bakanlığı'nın işgali altında. Alevilik siyasi bir inançtır

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, bugünkü yazı dizimizde "Aleviliğin siyasi bir inanç olduğunu vurguluyor. Aleviler'in köyden ve kırsal alandan getirdikleri inançlarının, gelenek ve göreneklerinin tamamen ortadan kalktığını ve çocuklarının kimliksizleştiğini görmeleriyle örgütlenmeye yöneldiklerinin altını çizen Turgut Öker, Alevi hareketinin önünde yer almaya 1993'te Sivas'ta 37 aydının yakılmasıyla karar verdiğini söyledi. 1993 yılındaki Sivas Katliamı karşısında önlerinde iki seçenek olduğunu işaret eden AABF Genel Başkanı Öker, "Ya daha önceki katliamlar sonrasında olduğu gibi yılgınlığa, korkuya kapılıp kapatma tercihi, ya da o sürece ait Aleviler’in katliamların üzerine giderek kendine ve tarihine sahip çıkması tercihi vardı" diyerek, sokağa çıkma tercihini kullandıklarını söyledi. Turgut Öker'in sorularımıza bütün içtenliğiyle verdikleri cevapları bugün de büyük bir ilgiyle okuyacaksınız.

Soru: Avrupa'da ne oldu da bir Alevi örgütlenmesine gerek duyuldu?

Turgut Öker: Avrupa'da daha önce Aleviler 1988'den önce de burada bir takım sosyal demokrat, sol dernekler içerisinde faaliyet yürütüyorlardı. Ama öyle bir noktaya geldi ki kendilerinin köyden ve kırsal alandan getirdikleri inançlarının, gelenek ve göreneklerinin tamamen ortadan kalktığını gördüler. Özellikle çocuklarının kimliksizleştiğini gördüler. Çocuklarıyla baba, anne, teyze arasında ortak değerlerin olmadığını gördüler. Ve kendi gelecekleri olan çocuklarını kaybetmeklen kendi tarihlerini de kaybedeceklerini gördüler. Onun arkasından yani hızlı bir şekilde dünden, tarihten kendilerine aktarılan değerlerini, öğretilerini kendi çocuklarına aktarmadıklarında tarihe karşı da büyük bir suç işleyeceklerini gördüler. Yani kendilerinden önceki ecdatları, tarih boyunca bu kadar baskılara, katliamlara, acılara ve imkansızlıklara rağmen Alevi inancını, öğretisini bugüne kadar getirirken, kendileriyle bu öğretinin, bu inancın, bu tarihin yok olacağını gördüler. Daha doğrusu yok olduğunu gördüler. Böyle bir olumsuzluğun devam etmemesi için de tüm imkanlarıyla örgütlenme içerisinde yer aldılar.

Soru: Aleviler'in bu örgütlenme içerisinde yer almalarında ne etkili oldu?

Turgut Öker: Siyasi amaçlı organizasyonlarda yer alırken kendilerini var eden değerlerin kaybedildiğini görmeleri bu kararda çok etkili oldu. İdeolojilerin insanları tek başına mutlu etmediğini gördüler. İnsanların duygularıyla, düşünceleriyle, kültürleriyle, örf ve adetleriyle, gelenekleriyle, tarihleriyle bir bütünlük içerisinde olduklarında ancak mutlu olabileceklerinin gerekliliğini gördüler.

(c) Hürriyet - 24.06.2007 - Ali Asker BARUT

DEVAMI 25 HAZİRAN PAZARTESİ HÜRRİYET'TE

Turgut Öker
Deutsch - Almanca Türkçe - Türkisch
BALD AUCH IN DEUTSCHER SPRACHE - Alle Rechte vorbehalten. (22.08.2006 - © AYPA) (Tüm hakları saklıdır 22.08.2006 - © AYPA)
KimKimdir - "Adının" veya "Soyadının" ilk harfine göre ...
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M
N O Ö Q P R S Ş T U Ü V X W Y Z
Oluşturulduğu 24.05.2009 tarihinden beri bu sayfaya kere erişilmiş olup
© AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996'dan beri 2.500.000 + kere ziyaret edilmiştir.

© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4
Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Fax: 3333 023 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©