Akman dönemi bitti yeni başkan Dursun

Hakkındaki iddialar nedeniyle sıkıntılı günler geçiren Zahid Akman’ın yerine RTÜK Başkanlığı’na Prof. Davut Dursun seçildi. Kanal 7’den gelen Akman’ın yerine seçilen Dursun Yeni Şafak yazarı

ANKARA - Radyo ve Televizyon Üst Kurul üyeleri dün sabah saatlerinde, yeni başkan ve başkanvekilini seçmek üzere toplandı. Üst Kurul’un yaklaşık iki saat süren toplantısı sonrasında basın mensupları içeri davet edildi. Kendisinin Üst Kurul’un 9. başkanı olduğunu belirten Prof. Davut Dursun, başkan ve başkan vekillerinin 2 yıl için seçildiğini hatırlattı. Prof. Dursun, Zahid Akman’ın yeni dönemde aday olamayacağını açıklaması üzerine üst kurul üyelerinin kendisini başkan, Prof. Dr. İlhan Yerlikaya’yı ise başkanvekilliğine seçtiğini açıkladı.

Kurul’dan yapılan yazılı açıklamada ise başkanlığa Davut Dursun ile Hülya Alp’in aday olduğu belirtildi. İlk turda 2’ye karşılık 7 oyla Prof. Dr. Davut Dursun Başkan seçildi. Daha sonra yapılan Üst Kurul Başkan Vekilliği seçiminde ilk turda Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Prof. Dr. İlhan Yerlikaya ve Mehmet Dadak aday oldu. İlk oylamada Fendoğlu ve Yerlikaya 3’er oy, Dadak 2 oy aldı. İkinci turda Fendoğlu’nun adaylıktan çekilmesiyle Yerlikaya 5 oyla Başkan Vekili seçildi.

Dursun seçildikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada Zahid Akman’ın RTÜK üyesi olarak görevine devam edeceğini hatırlatarak “Akman’ın katkılarını şimdiye kadar ki tecrübelerini kullanacağız. O bakımdan kendisine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum” dedi.

Görevi biten üyelere teşekkür

Önümüzdeki dönemde öncelikli konumuz RTÜK Yasası’nı AB ve Avrupa Parlamentosu’nun yayınladığı Görsel İşitsel Medya Direktifi Çerçevesi içinde uyumlaştırılmasına yönelik çalışma olacak“ diyen Prof. Dursun, ”frekans tahsisleriyle ilgili konuların RTÜK gündeminin baş sayfasında olacağını“ kaydetti.

RTÜK’ün bağımsız idari otorite olduğunu ve üyelerinin TBMM tarafından seçildiğini vurgulayan Dursun, 28 Mayıs itibariyle RTÜK üyelerinin bir kısmının yenilendiğini hatırlattı. Dursun, görevleri sona eren Paşa Yaşar ile Şaban Sevinç’e ve eski başkan Akman ile Başkanvekili Abdulvahap Darenli’ye teşekkür etti.

Hukuk mücadelesi sürdürüyorum

Eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ise konuşmasında çalışma arkadaşları ile Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a teşekkür etti. 4 yıllık sürecin özellikle son yılında kendiyle ilgili kamuoyuna yansıtılan haberler konusunda onlarca açıklama yaptığını hatırlatan Akman, ”Bu konuyla ilgili çok ciddi bir hukuk sürecini takip ediyorum ve bir hukuk mücadelesi sürdürüyorum. Bu süreçte yardımlarını esirgemeyen, basın etik ilkelerine uyan ve bu değerler çerçevesinde yayın yapan ve insanları mağdur etmemek için gayret sarf eden yayın kuruluşlarına teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum“ diye konuştu. Hem kendi hayatı hem de kurul açısından yeni bir başlangıç yaşandığını dile getiren Akman, hizmetlerine RTÜK üyesi olarak devam edeceğini söyledi.

Yeni Şafak’ta köşe yazıyor

Artvin’in Borçka ilçesinde 1953’te doğan Davut Dursun, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde lisans, İktisat Fakültesi Siyaset İlmi Enstitüsünde yüksek lisans ve Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktora öğrenimi gördü. 13 Temmuz 2005’te AKP kontenjanında RTÜK Üyeliğine seçilen Dursun’un, Türk siyasal hayatı, modern dönemdeki sorunlar ve süreçlerle ilgili yayımlanmış çalışmaları, çevirileri ve ansiklopedi maddeleri bulunuyor. Türk demokrasisinde krizler üzerinde belgesel türü çalışmalar yürüten Dursun’un çok sayıda kitabı bulunuyor. Dursun halen Albayrak grubuna ait Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor.

‘Dine baskı yapıp küçük düşürdüler’

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, 2005’te Köprü Dergisi’nde yayınlanan “Dine Müdahale Aracı Olarak Laiklik” başlıklı makalesinde laiklik hakkındaki görüşlerini şöyle aktarıyor: Laiklik, Türkiye’de halkın talep ve kanaatlerini rahatlıkla dile getirebilecekleri, kendi talepleri doğrultusunda devletin yapılanacağı bir ortamda doğmuş değildir, tam tersine laiklik, cumhuriyet yönetimlerinin halka rağmen yukarıdan aşağıya inen baskı ve dayatımları sonucunda kurulmuştur. Dayatma ve baskı sadece laiklik veya din politikaları alanında değil, bütün toplumsal ve siyasal uygulamalar ve sistem alanında gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyeti kuran ve siyasal iktidara egemen olan devrimci kadro, toplumun geriliğinin faturasını kestikleri dini, kamusal alandan bütünüyle ”tard“ ve ”tasfiye“ye yönelmiş militan bir devlet politikası uygulamışlardır. Bu kadronun laiklik meyanında yaptıkları şu şekilde özetlenebilir: Dini, din adamlarının ve din kurumlarının baskı altına alınması ve küçük düşürülmesi, mabetlere saygısızlık, dini eğitimin yasaklanması, ibadet yapmanın zorlaştırılması, İslam dinin reforme edilmeye çalışılması ve bir ”İslami kilise“ oluşturulmasına yönelik uygulamalar bir ”akıl dini“nin yaratmak istenmesi, kültür devreminin yürürlüğe sokulması.

© Vatan - 18.07.2009


İşte tahrifat yaptığı belge

RTÜK Başkanlığı bugün sona erecek Zahid Akman’ın Hürriyet’i yalanlamak için üzerinde tahrifat yaptığı belgenin orijinali, her şeyi gözler önüne seriyor. Hürriyet’in 5 Eylül 2008’de manşet yaptığı Akman’ın Almanya’ya giriş yasağını duyuran haberi doğrulayan belgede şu paragraf yer alıyor: "Hakkında yürüyen ceza davası nedeniyle ’Einreisebedenken’ (ülkeye girişi sakıncalı) kararı var." Akman bu paragrafı belgeden çıkardı.

HÜRRİYET, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanlığı görevi bugün sona erecek olan Zahid Akman’ın, üzerinde tahrifat yaptığı Alman makamlarının belgesine ulaştı. Akman’ın, Hürriyet’in haberini yalanlamak için belgeden çıkardığı ikinci paragraf şöyle: "Hakkında yürüyen ceza davası nedeniyle ’Einreisebedenken’ (ülkeye girişi sakıncalı) kararı var."

Hürriyet, 5 Eylül 2008’de, Main Taunus Yabancılar Dairesi’nin 17 Mayıs 2007-17 Mayıs 2012 tarihleri arasında olmak üzere 5 yıl süreyle Zahid Akman’ın Almanya’ya girişini yasakladığına ilişkin kararını manşetten yayımlamıştı. Bunun üzerine Akman’ın Frankfurt’taki avukatı Hasan Dinç, aynı gün Main Taunus Kaymakamlığı’na başvurarak, müvekkilinin Alman Oturum Yasası’nın 11’inci maddesine göre Almanya’ya girişinde bir sakınca olup olmadığını sormuştu. Aynı gün Main Taunus Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi e-mail olarak Hasan Dinç’e iki paragraftan oluşan belge gönderdi. Belgenin birinci bölümü şöyleydi:

"Alman Oturum Yasası’nın 11’inci maddesi gereği sadece sınır dışı etme ve geri göndermeden dolayı ülkeye giriş engeli yoktur." Akman bu bölümü kamuoyu ile paylaştı.

Hakkında ceza davası var, girişi sakıncalı

Ancak aynı belgenin ikinci paragrafı da şöyleydi: "Müvekkilinize karşı görülmekte olan ceza davasından dolayı hakkında Einreisebedenken (ülkeye girişi sakıncalı) kayıatlarda var. Bu şu anlama gelir; ülkeye girişi ile ilgili Alman makamları verecekleri kararda süren ceza davasını göz önünde bulunduracaklardır."

Akman, bu bölümü belgeden çıkartarak Almanya’ya girişiyle ilgili kendisine yönelik herhangi bir yasak olmadığını öne sürdü.

Alman makamlarının soruşturması sürüyor

Akman, üzerinde tahrifat yaptığı belgeyi aynı zamanda mahkemeye delil olarak da sunmuştu. Bu belgeyle Ankara 5’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nden tekzip kararı aldıran Akman hakkında, Frankfurt Savcılığı soruşturma başlattı. Alman savcının, "Alman devletinin verdiği resmi belgede tahrifat yapma ve tahrifat yapılan belgeyi mahkemede kendi lehine delil olarak kullanma" gerekçesiyle başlattığı soruşturma Frankfurt’ta sürüyor.

Belgeler arasındaki fark

MAIN Taunus Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi’nin hazırladığı 33.35-163 sayılı ve 05.09.2008 tarihli belgenin Zahid Akman’ın eline geçtikten sonra değişikliğe uğradığı açıkça görülüyor. (Aşağıda)

Orijinal belgede Avukat Hasan Dinç’in adı, soyadı ve adresi sol üst köşede bulunurken, Akman’ın hem kamuoyuna açıkladığı, hem de Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sunduğu belgede bu bölümün olduğu yer boş.

Orijinal belge iki paragraftan oluşurken, Akman’ın kamuoyuna açıkladığı belgede sadece bir paragraf var.

Orijinal belgede belgeyi hazırlayan Alman görevlinin adı belgenin alt kısmında yazılıyken, Akman’ın basına dağıttığı belgede bu isim yukarı çekilmiş.

Tahrifatlı belgede çıkarılan paragrafın yerinin boş kalmaması için Main Taunus Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi’yle ilgili bilgiler alttan yukarı doğru çekilmiş.

Orijinal belgede, belgeyi düzenleyen görevli Thea Melzer’in imzası yer alırken, Akman’ın tahrifat yaptığı belgede belgeyi düzenleyen memurun imzası yok.

Akman ne dedi doğrusu neydi

Akman: Bahsedilen bu belgenin sahte olduğu iddiası külliyen yalandır.

Gerçek: Akman’ın gösterdiği belge bir paragraftan oluşurken, asıl belge iki paragraftan oluşuyor. Akman hakkında Alman resmi belgesinde tahrifat yaptığı ve bunu kullandığı için Frankfurt Savcılığı’nın başlattığı soruşturma sürüyor.

Akman: İkinci paragraf benim özel konumumla ilgilidir.

Gerçek: İkinci paragrafta ’Akman hakkında görülen ceza davası nedeniyle ülkeye girişi sakıncalı olduğu kayıtlarda var’ ifadesi yer alıyor.

Akman: İkinci paragrafta ’Zahid Akman’ın Almanya’ya gelmesi söz konusu olduğunda vize polisine müracaat etmesi istenmektedir’ deniyor.

Gerçek: Ülkeye girişiyle ilgili verilecek kararda süren ceza davası göz önünde bulundurulacaktır.

Akman: Almanya’daki oturumu uzatmadım. Oturumun uzatılmaması nedeniyle yeni vize müracaatı yapmamam nedeniyle ortaya çıkan hukuki belirsizliğin ortadan kaldırılması için Mani-Taunus Kaymakamlığı ikinci paragrafta bu bilgileri istemiştir.

Gerçek: Main Taunus Kaymakamlığı hazırladığı belgenin ikinci paragrafında ülkeye girişinin sakıncalı olduğu yer alıyor.

Akman: Belge hiçbir resmi kuruma verilmedi, hiçbir resmi kurumla paylaşmadım.

Gerçek: Tahrif ettiği belgeyi Hürriyet’in haberini yalanlamak üzere Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açtığı davada delil olarak mahkemeye sundu. Mahkeme bu belgeyi delil olarak kabul etti ve belgeye dayanarak tekzip kararı çıkardı. Tekzip kararı 7 Ocak 2009’da Hürriyet’te yayımlandı. 5 Eylül 2008’de basın toplantısıyla medyaya dağıtıldı.

Akman: Belgede herhangi bir tahrifat yapılmadan kamuoyuyla bilgi paylaştım.

Gerçek: Belgedeki ikinci paragraf çıkartılarak sadece birinci paragraf kamuoyuyla paylaşıldı.

Akman: Almanya’ya giriş yasağım yok.

Gerçek: Daha önce sık sık gittiği Almanya’ya 2007 yılından bugüne kadar hiç uğramadı. Hakkında ’Ülkeye 17 Mayıs 2007-17 Mayıs 2012 tarihleri arasında girişi sakıncalıdır’ kararı var.

Akman: 5 Eylül 2008 tarihli basın toplantısında ’Almanya’ya gitmeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna ’Elbette, neden olmasın yakın zamanda Almanya’ya ve değişik Avrupa ülkelerine gitmeyi planlıyorum’ yanıtını verdi.

Gerçek: Bu yılın ocak ve şubat aylarında 8 gün boyunca Fransa, Belçika ve Hollanda’da kaldı. Fakat Almanya’ya uğramadı.

Akman: "3.5 yıldır yurt içinde de yurt dışında da hiçbir ticari faaliyetim yoktur."

Gerçek: Akman’ın Hayat Yapı Ticaret ve Yatırım Limited Şirketi’ne ortak olduğu ortaya çıktı. Ayrıca 350 milyon dolar değerindeki Armada’nın da ortağı. Almanya’da kooperatif ortaklığı ve yöneticiliği 2006 yılına kadar sürdü.

ORİJİNAL OLAN


ÜSTÜNDE OYNANAN

© Hürriyet - Ali VARLI - 14.07.2009


Zahid Akman’dan ’naklen yalan’

Daha önce Alman makamları tarafından da iki kez yalanlanan RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın, üzerinde tafrifat yaptığı iddia edilen belgeyle ilgili sarf ettiği "Hiçbir resmi kuruma verilmedi" sözleri de, aradan 24 saat geçmeden ’yanlış’ çıktı.

Akman’ın, Alman makamlarının ’Üzerinde kesinlikle tahrifat yapılmış’ dediği belgenin ’ikinci paragrafı çıkarılmış’ halini, hakkında çıkan haber nedeniyle Hürriyet Gazetesi’ne tekzip yayımlatmak amacıyla mahkemeye delil olarak sunduğu anlaşıldı.

RADYO ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman’ın, üzerinde tahrifat yapılan belgeyle ilgili olarak "Hiçbir resmi kuruma verilmedi" sözlerinin, aradan 24 saat geçmeden doğru olmadığı ortaya çıktı. CNN Türk, mahkeme dosyasında yer alan Zahid Akman’ın verdiği belgeyi dün ekranlara getirdi.

Hürriyet pazartesi hakkını arayacak

Akman’ın ikinci paragrafı çıkarılarak tahrif edilen belgeyi, Hürriyet Gazetesi’ne yayınlanmak üzere tekzip kararı aldırmak için mahkemeye verdiği belirlendi. Hürriyet’in avukatları, önümüzdeki Pazartesi günü mahkemeye başvurarak, "Orijinal olmayan ve sahteliği tartışılan belgeye dayalı olarak alınan tekzip kararının kaldırılmasını" isteyecekler. Hürriyet ve haksız yere tekzip yayınlayan diğer medya kuruluşlarının da Akman’a karşı suç duyurusunda bulunma ve tazminat davası açma imkánı bulunuyor.

18 Eylül 2008’de mahkemeye sundu

RTÜK Başkanı Akman, Almanya’ya girişine engel olmadığına dair orijinal olmayan, bir paragrafı gizlenmiş belgenin Türkçe çevirisi ile 18 Eylül 2008’de Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi’ne tekzip talebi için başvurdu. Avukat Ali Yıldız, müvekkili Zahid Akman adına mahkemeye sunduğu 16.09.2008 tarihli dilekçede şöyle dedi:

"Başvurumuz üzerine tarafımıza verilen ve kamuoyu ile paylaşılan Main-Taunus Kaymakamlığı Yabacılar Dairesi tarafından düzenlenmiş olan 05.09.2008 tarih ve 33.35-163 sayılı belgede de ’ALMANYA İKAMET YASASININ 11. MADDESİ GEREĞİ SADECE YURT DIŞI EDİLMELERİ VE YURT İÇİNE GİRİŞ REDDİ GİBİ DURUMLARDA VERİLEN ’YURT İÇİNE GİRİŞ YASAĞI’ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR VE BU YÖNDE DE HERHANGİ BİR TALİMAT MEVZUBAHİS DEĞİLDİR’ denilmiştir. Bu belge ekte sunulmuştur."

Hürriyet 7 Ocak’ta tekzibi yayımladı

Dosyayı inceleyen mahkeme bu belgeye dayanarak, Hürriyet’te tekzip yayınlanmasına karar verdi.

Hürriyet Gazetesi avukatlarının yaptıkları itirazı yerinde görmeyen Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Akman’ın tekzibinin yayımlanmasını kararlaştırdı. Bunun üzerine Hürriyet, 7 Ocak 2009’da tekzibi yayımlamak zorunda kaldı.

Ekranlara ne demişti: Hiçbir resmi kuruma vermedim

ZAHİD Akman, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, Almanya’nın Main Taunus Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi’nden alarak kamuoyuna açıkladığı belgede açıklamadığı paragraf olduğunu kabul etmiş, ancak belgeyi hiçbir resmi kurum vermediğini iddia etmişti. Akman, aynen şöyle demişti:

"Bahsedilen bu belgenin sahte olduğu iddiası külliyen yalandır. Hiçbir resmi kuruma verilmeyen, hiçbir resmi kurumla paylaşılmayan, tamamen kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik ve şahsım tarafından istenen bir belgede herhangi bir tahrifat yapılmadan kamuoyuyla bilgi paylaşılmasına rağmen, açıklamadığım ikinci paragrafı sanki belgede bir tahrifat yapılmış gibi kamuoyuna sunuyor olmayı bu insanlar nasıl içlerine sindiriyorlar anlayabilmiş değilim."

TCK ne diyor

ZAHİD Akman’ın, mahkemeye eksik sunulan "Almanya’ya girişine bir engel olmadığına dair" yazı nedeniyle "sahtecilikle" suçlanabileceği de ortaya çıktı. Olası suç duyurusu üzerine Akman’a, 2-5 yıla kadar hapisle işlem yapılabilecek. Bu iki suç ve ceza maddeleri şöyle:

1- TCK 204: Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2-TCK 277: Bir davanın taraflarından birinin veya bir kaçının veya sanıkların veya davaya katılanların, mağdurların leh veya aleyhinde, yargı görevi yapanlara emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.

© Hürriyet - 20.06.2009


© Taraf - 18.06.2009

Akman'dan vazgeçemiyor

RTÜK Başkanı Akman’ın Deniz Feneri bağlantılarına ilişkin savunmasında kullandığı tüm belgeler çürütülürken Erdoğan’ın koşulsuz desteği devam ediyor. Erdoğan’ın Deniz Feneri sanıkları ile yakın ilişkisine ve RTÜK’ün başına Akman’ı getiriş biçimine dikkat çeken Ali Gülen ve Vedat Aydın, yargı sürecinin bu ilişkileri tümüyle ortaya sereceğine inanıyor.

Offenbach- Almanya’da geçen yıl sonuçlanan “Deniz Feneri e.V” davasıyla ilintili olarak skandal boyutundaki bazı bağlantıların uzun süredir bilinmesine rağmen, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ısrarla RTÜK Başkanı Zahid Akman’a sahip çıkmasının anlamının yakın bir gelecekte ortaya çıkacağı vurgulandı.

Geçen aylarda yayımladıkları “AKP’nin Feneri Böyle Söndü” kitabı sonrasındaki gelişmeler ve kitaptaki iddiaların muhtemel sonuçları hakkında yeni açıklamalarda bulunan gazeteci-yazar Ali Gülen ve Vedat Ali Aydın, “Biz bu desteğin altında nelerin yattığını Türk yargısının mutlaka ortaya çıkaracağına inanıyoruz. Çünkü Sayın Başbakan bir anlamda kaderini bir bürokratına bağlamış görünüyor. Temiz dediği bürokratı hakkında sayılamayacak kadar çok suçlama var. Hakkında 7 suç duyurusu var” dediler.

Offenbach’taki kooperatif yolsuzluğunun ayrıntılarını ve halen soruşturması süren bu skandalda Akman’ın rolüyle, bazı AKP’lilerin Deniz Feneri bağını ele aldıkları yeni bir kitabı bitirmek üzere olduklarını belirten iki gazeteci, AKP yönetiminin Zekeriya Karaman ve Zahid Akman’a yönelik “sevgisiyle” ilgili şu iddialarda bulundular: “Erdoğan henüz başbakan olmadan önce 2002 yılında Frankfurt’a geliyor. Orada Deniz Feneri e.V’nin bulunduğu binadaki Kanal 7 Int. binasına gidiyor. Şu anda cezaevinde bulunan Deniz Feneri’nin baş sanığı ile fotoğraf çektiriyor. Ardından Türkiye’ye dönüyor. Tabii Zahid Akman o sıralarda Kanal 7 int.’te etkin. Ardından 2003 yılında Erdoğan başbakan oluyor. İki yıl sonra da Akman’ı RTÜK’ün başına oturtuyor. Antalya’dan bizzat arayıp getirtiyor. Söylendiğine göre de binbir ricayla…”

Vedat Aydın ile kendisinin hem hukukçu hem de gazeteci olduklarını hatırlatan Ali Gülen, Başbakan Erdoğan’ın kamuoyunda “tecavüzcü Alman genci” olarak bilinen Marco hakkında kendisinden bilgi isteyen Alman Büyükelçi’ye, 22.11.2007 günü “Deniz Feneri’nin Almanya’daki sanıklarını ve Deniz Feneri ile Kanal 7 arasında bağ olup olmadığını” sormasının anlamını da araştırdıklarını belirtti.

Gülen, şu görüşü dile getirdi: “Yani Başbakan Erdoğan’ın sormak istediği, bu bağı kurup kuramadıkları. Çünkü bu bağın kurulması demek, AKP destekçisi bir kanalın kısmen ya da tamama yakın bir şekilde neyle beslendiğinin ortaya çıkması demektir. Erdoğan’ın bu sorusu Alman Büyükçelçisi tarafından Almanya’ya iletildi ve Asayiş Polisi’nin raporlarına girdi. Böylece Deniz Feneri e.V. dosyasında bir ülkenin başbakanının ‘yüksek ilgisi’ bu şekilde yer almış oldu.”

Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili Hakkı Keskin de dün yazılı bir açıklama yaparak Akman’a istifa çağrısında bulundu. Keskin, “Sahte belgelerle kamuoyunu yanıltan Zahid Akman’ın RTÜK Başkanlığı’ndan derhal istifa etmesi gerekir” dedi.

© Osman Çutsay - Cumhuriyet - 18.06.2009


Ve Zahid Akman konuştu:
"Kimse istifamı istemedi. Başbakan arkamda"

İki gün önce bu köşeden RTÜK Başkanı Zahid Akman’ı eleştiren bir yazı okudunuz. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Teke Tek’te Fatih Altaylı’ya söylediği cümlenin üzerinden onca yorum yapıldı ama Akman bir türlü konuşmadı. Ne demişti Arınç?
“Akman’dan istifasını istedim, o da bana görev sürem bitene kadar müsaade edin tekrar aday olmayacağım diye cevap verdi.”
Zahid Akman Söz Sende’de hakkındaki ithamlara karşı annesinin çok üzüldüğünü anlatırken gözyaşlarını tutamamıştı. Ben de bunu hatırlatıp, “Madem gözyaşı döktünüz bugün niye susuyorsunuz?” diye sormuştum.
Dün RTÜK Başkanı Zahid Akman telefonun diğer ucundaydı. “Hakkımda o kadar yazılıp, çiziliyor, hakaretin bini bin para ama ben susuyorum” dedi.
Akman annesinin gözyaşlarını yazıma koyduğum için üzülmüş, kırılmış.
“Haksızlık ettiniz, ben gözyaşlarımda samimiydim” diye söze başladı.
Şöyle durup düşündüm. Haklı belki de. Annesiyle ilgili o cümleyi tekrar okuyunca, ben de sevmedim. Hatta “Eşeklik etmişim” diye düşündüm. Akman’ın yaşadıklarıyla annesinin ne ilgisi var. Ben ki özel hayata bu kadar sahip çıkan, aile denilince tırnaklarımı ortaya çıkaran ben, nasıl olur da böyle bir hataya düşerim? Hakikaten üzüldüm, yazının annesiyle ilgili bölümünden dolayı Zahid Akman’dan özür diledim. Benim itiraf kısmım böyle.

Peki RTÜK Başkanı Zahid Akman’la neler konuştuk? Herkes RTÜK Başkanı’nın ağzından çıkacak açıklama peşindeyken sormamak olur mu? Aceleciydi, telefonu kapatmak ister gibiydi ama dayanamayıp o anda aklıma gelen her şeyi ardı ardına sıraladım. Ne yalan söyleyeyim, Akman aslında “Yazmasanız iyi olur” dedi. Ben de dünden beri konuştuklarımızı yazıp yazmayı sorguluyorum, meslektaşlarıma bile sordum ve sonunda söylediklerini kaleme almaya karar verdim.

Peki kararımda ne etkili oldu?
1-Eğer Akman yazılmasını istemeseydi, beni şirket telefonundan kendisi aramaz, hatta konuyla ilgili ser verip sır vermezdi. “Siz beni çok iyi tanımıyorsunuz ama” diye başladığı cümleyi olayın en ince detaylarıyla bitirmezdi. Yani aslında o da gerçeğin ortaya çıkmasını istiyor.
2-Eğer söyledikleri doğruysa, ortada iyi polis kötü polis oyununu oynayanlar var. O zaman hakikaten gerçek ortaya çıksın ve taşlar dökülsün. Kime haksızlık ediyoruz görelim, ona göre yorum yapalım.
3-“Akman’ın arkasında kim var, Başbakan’dan da mı güçlü?” sorularına onun açısından ışık tutmak yönünden de önemli açıklamalar olduğunu düşündüm.
Gelelim Akman ile konuşmamızın deşifresine.

-Zahid bey, “Beni sus pus olmakla eleştiriyorsunuz” diye kızıyorsunuz ama ortada önce Bülent Arınç’ın, ardında Cemil Çiçek ve Mehmet Aydın’ın açıklamaları var.
-Konuşulanları hayretle izliyorum.
-Neden? Hayretle izlemek yerine erkenden istifa etseydiniz.
-Bakın bugüne kadar kimse istifamı istemedi.
-Nasıl yani? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “İstedim” diyor.
-Hayır benim istifamı istemedi. Ona hayırlı olsun ziyaretine gitmiştim. Konu olaylardan açıldı. O da bana bu süreç içinde istifa etmeyi hiç düşünüp düşünmediğimi sordu.
-Siz ne cevap verdiniz?
-“Hayır” dedim. İstifayı hiç düşünmedim. Niye düşüneyim ki? İstifayı düşünmek demek yanlış yaptığına, suçlu olduğuna inanmak demek. “Ben öyle değilim ki” dedim. Ama benim yüzümden kurum yıpratılmak isteniyor, görev sürem bitince aday olmayı düşünmüyorum diye ekledim, görüşlerimi paylaştım o kadar. Ortada bir istifa isteği olmadı. Hakkımda bir sürü hakaret yazılıyor, önüne gelen benim hakkımda bir şeyler söylüyor. Aslında ben kimseye pabuç bırakacak adam değilim ama şimdilik susuyorum. -Neden susuyorsunuz?
-Zamanı gelince her şeyi anlatacağım. Siz bile beni koltuk sevdalısı biri durumuna düşürüyorsunuz. Hayatımda hiçbir zaman koltuk sevdalısı olmadım. Makamlar benim için zannettiğiniz kadar önemli değil. Siz yazınızda “Ağladı programda” diye yazmışsınız. Gözyaşlarımda samimiydim. Her konuşmamda samimiyim ama görmek istemiyorsunuz.
-Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek “Nereden biliyorsunuz daha önce istifasının istenmediğini?” diyor, daha önce bağlı olduğunuz Bakan Mehmet Aydın “Cemil Çiçek güzel söylemiş detayları veremem” diyor. Arınç’tan önce sizden istifanızı isteyen birileri oldu mu peki?
-Kimse benden istifamı istemedi. Üstelik istifa tek taraflı bir müessesedir. Başbakan arkamda olmasaydı, beni desteklemeseydi, ben bugün bu koltukta oturabilir miydim sorarım size? Nihayetinde ben bir kamu görevlisiyim. Hepsini anlatacağım ama bir süre sonra. Anlattıklarımı öğrenince herkes şaşıracak. Ne kadar hakkımın yendiği ortaya çıkacak. Benimle uğraşanlarla da tek tek hesaplaşacağım.
-Bir an önce anlatsanız de biz de anlasak, sizinle ilgili bir sürü soru var akıllarda. Yakında mı açıklama yapacaksınız?
-Yakın demeyelim ama konuşacağım.

NE ÖĞRENDİM?
Sonuçları değil, başlangıçları değiştirmek önemlidir

BalcicekPamir@HaberTurk.com

© HaberTurk.com - Balçiçek Pamir yazdı... 29.05.2009 14:43


ZAHİD AKMAN'DAN AÇIKLAMA

RTÜK Başkanı Dr. A. Zahid Akman, Avukatı Ali Yıldız aracılığıyla bir basın açıklaması yaptı.

"Basın Açıklaması

Habertürk Gazetesi’nin 29 Mayıs 2009 (bugün) tarihli nüshasında yer alan gazetenin yazarı Balçiçek Pamir’e ait köşe yazısında, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Sayın Zahid Akman’ın adı geçen yazarla 27 Mayıs 2009 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinden bazı alıntılarla yapılan bir haber yer almaktadır. Söz konusu haberde müvekkilim Sayın Akman’ın görüşme esnasında hiç söylememiş olduğu bazı ifadeler sanki söylenmiş gibi yazılmıştır. Sayın Akman, bu görüşme esnasında Sayın Başbakan’la ilgili olarak herhangi bir yorumda bulunmadığı halde “Başbakan arkamda olmasaydı, beni desteklemeseydi, ben bu koltukta oturabilir miydim?” şeklinde bir ifade yer almıştır. Kesinlikle söylenmemiş sözleri yalan ve iftirayla söylenmiş gibi göstermek çirkin bir polemiği başlatmak gayretiyle yapılmıştır. Bu gayri ahlaki yaklaşım medya etiğine yakışmadığı gibi böyle bir asılsız, ölçüsüz, iyi niyetten yoksun bir yaklaşımla iddiayı manşete taşımak Sayın Başbakan, Bakanlar ve ilgili kuruluşlar arasında çatışma varmış gibi gösterme amacı taşımaktadır. Bu tür bir habercilik anlayışı, farklı ve değişik olma iddiası taşıyan bir gazetenin, geçmiş dönem alışkanlıklarını benimseyerek sürdürdüğünün bir göstergesidir. Habertürk Gazetesi yazarı Sayın Balçiçek Pamir’i müvekkilimin Başbakan’la ilgili bu sözleri söylendiğini ispat etmeye çağırıyoruz.

Kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine sunulur.

Dr. Zahid Akman Vekili
Av. Ali Yıldız"


HABERTÜRK'ten çağrı

HİÇ BEKLEME ZAHİD BEY!

HABERTÜRK'ten Arınç'a istifa sözü veren RTÜK Başkanı'na çağrı: Temmuzu bekleme

Almanya’daki Deniz Feneri e.V soruşturmasında adı geçtiği için sık sık istifası istenen RTÜK Başkanı Zahid Akman, RTÜK’ten sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın isteği üzerine görevi bırakıyor. Akman bugüne kadar hakkındaki tüm iddiaları redderek, istifa etmeyeceğini açıklamıştı.

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, önceki akşam Habertürk’te Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlarken RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın kendisine “görevi bırakma” sözü verdiğini açıklaması büyük yankı yarattı. Aynı zamanda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan (RTÜK) sorumlu olan Arınç, Akman’a “‘İddialar sizi de RTÜK’ü de beni de yıpratabilir. Görevinizden ayrılmanızı istiyorum’ dedim. O da ‘aynı kanaatteyim’ dedi. Zaten temmuz başında görevi bitiyor” dedi. Almanya’daki Deniz Feneri e.V soruşturması başladığı günden beri hakkındaki iddiaları reddeden ve her fırsatta istifa etmeyeceğini açıklayan Akman’ın teklifine boyun eğip ilk kez istifadan söz ettiği anlaşıldı. Arınç’ın açıklamaları CHP’li vekilleri tatmin etmezken, MHP’li Oktay Vural “Akman’a mutlaka soruşturma izni verilmeli” dedi.

“ANACIĞIMI AĞLATTILAR”

Zahid Akman, Deniz Feneri e.V davasının sürdüğün dönemde Habertürk Televizyonu’nda Balçiçek Pamir’in sorularını yanıtlamıştı. Akman ‘’İstifa etmek hiç aklımdan geçmedi. Birileri beni istifa ettirmek istiyorlar. Yaptığım iş dolayısıyla itham edilmiyorum. İddianamede adım geçmiyor, birilerinin iftiraları var. Birileri beni sanık sandalyesine oturttu. Çünkü benimle ilgili işleri var. Benim varlığım onların menfaatlerini engelliyorsa istifa etmem gerekiyor. Bu sistem yıllarca işledi. Ama bu dönem işlemeyecek’’ demişti. Hatta Akman programda göz yaşlarını tutamamıştı: ‘’En fazla sevgili anacığımın gözyaşlarına üzülüyorum. Bir de küçük kızım bu işe çok üzülüyor. Onların gözyaşlarına hakikaten dayanamam.Şu Ramazan ayında anacığıma o üzüntüyü yaşatanlardan hesap soracağım’’ demişti. İstifa baskılarının en yoğun yaşandığı günlerde Akman ‘’Geri adım atmam’’ demiş ve eklemişti: ‘’Başbakan Erdoğan’a giderek gerekli açıklamalarda bulundum. Sayın Başbakan görevimin başında olmam gerektiğini ifade etti.’’ Ancak Akman’ın bu sözü dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat tarafından yalanlandı: ‘’Sayın Başbakan’ın böyle bir söylem söyleyeceğini tahmin etmiyorum. Kimse için söylemez, benim için de söylemez. Ben yardımcısıyım, bana da belli bir konu olduğunda ‘Ben senin arkandayım hiç merak etme’ demez. Şunu söyler; ‘Yasa içerisinde kaldığın sürece merak etme arkandayız’ der.’’

İLK TEKLİF TOPTAN’DAN

Deniz Feneri Davası ile ilgili iddialar ortaya çıktığında Akman’a ilk istifa çağrısı yapan AKP’li siyasetçi olan Toptan CNN Türk’te katıldığı canlı yayında soruları yanıtlarken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Akman’ı istifaya çağırmasını olumlu bulduğunu söyledi. Toptan, RTÜK Başkanı Akman’ın başkanlığın yanı sıra aynı zamanda üyelikten de ayrılmasının, Meclis’i ve RTÜK’ü rahatlatacağını söyledi.

İKİ SORUŞTURMA, BİR DAVA

Akman hakkında Almanya’da iki ayrı soruşturma ve bir de alacak davası sürüyor. İlk soruşturma Deniz Feneri e.V davasının ikinci ayağında ‘dolandırıcılık’ iddiasıyla yürütülüyor. İkincisi yine Almanya’da bağış paralarıyla kurulduğu saptanan OFWG kooperatifinin, ‘gurbetçi vatandaşları dolandırdığı’ iddiasıyla yapılıyor. Her iki soruşturmada da ‘şüpheli’ olan Akman hakkında ayrıca bir kooperatifzede gurbetçinin açtığı kişisel alacak davası da bulunuyor.

AKMAN TEDİRGİN

Arınç’ın açıklamalarının ardından gözlerin çevrildiği Zahit Akman ise soruları yanıtlamaktan kaçındı. Akman, Cuma Namazını RTÜK’ün hemen yakınında bulunan Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii’nde kıldı. Cuma namazına geç gelen ve hızlı adımlarla camiye giren Akman, çıkışta da tedirgin biçimde, korumalarının eşliğinde camiden ayrıldı. Akman bu sırada, “Başkanlıktan istifa ediyorsunuz bu üyelikten istifa edeceğiniz anlamına da geliyor mu?” sorularını yanıtsız bıraktı.Akman’ın “Başkanlık için yeniden aday olmayacağım” sözleri ise yeni başkan kim olabilir sorusu ise şimdİlİk kulislerde iki ismi öne çıkardı. Akif Beki’den boşalan Başbakanlık Basın Sözcülüğü görevine getirilen Kemal Öztürk ile RTÜK üyesi Prof. Dr. Davut Dursun.

TEPKİLER

Üyelikten de istifa etsin, temmuzu beklemesin

RTÜK üyeliğine CHP’nin kontenjanından seçilen Şaban Sevinç ve Hülya Alp, Arınç’ın Deniz FeneriDavası’nın RTÜK’ü, Akman’ı ve bir süre sonra kendisini de yıpratmaya başlayacağına ilişkin açıklamasını “İnandırıcı bulmadıklarını ve bu girişimin göz boyamaya yönelik olduğunu” söyleyerek gerekçelerini şöyle açıkladılar:“Akman’ın başkanlık süresinin doluyor olmasını bir istifa etme gibi sunuyorlar. Bu doğru değil. Akman’ın sadece başkanlık süresi doluyor, ama üyeliği 2013 yılına kadar sürecek. Yani Akman 2013 yılına kadar RTÜK üyesi olarak, RTÜK etkisini, yetkisini kullanmaya devam edecek. Akman, RTÜK’ün, Bülent Arınç’ın yıpranmasını istenmiyorsa, o zaman RTÜK üyeliğinden istifa etmesi gerekir. Böyle olmazsa kurum lekelenmeye devam edecektir.”

“Yargıdan kaçamaz”

Almanya’daki Deniz Feneri eV dosyasının gecikmesi üzerine kendi olanaklarıyla topladığı belgeleri Türkiye’ye getiren CHP’li Ali Kılıç, Arınç’ın Akman’la ilgili açıklamalarından tatmin olmadığını söyledi. Kılıç, ‘’Kamuoyuna açıkladığımız Deniz Feneri e.V belgeleri Türkiye’deki asli faillerin yargıdan, hesap vermekten kaçamayacağını göstermektedir. Sayın Arınç, bu gerçeği gördüğü içindir ki Başbakanıyla ters düşmeyi göze alabilmiştir, ama açıklaması da, çağrısı da yetersizdir.’’

Soruşturmaya izin verilmeli

MHP’li Oktay Vural: “Bu tavır bu işi kapatmaya yönelik midir değilmidir göreceğiz. Bu kişi hakkında bir soruşturma açılmasına yönelik bir talebe evet denilmiş midir? Bildiğimiz kadarıyla Başbakan Sayın Akman hakkında soruşturma açılmasını uygun görmemişti. Önemli olan soruşturma talebine evet demek. Zaten Sayın Akman’ın görev süresi dolacak. Tekrar seçilip seçilmeyeceği belli değil. Sayın Arınç’ın hassasiyet göstermesi olumlu, ancak soruşturma izni verilmesi önemli.”

GAZETE HABERTÜRK / Hilal ÖZTÜRK - 23.05.2009

KimKimdir - "Adının" veya "Soyadının" ilk harfine göre ...
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M
N O Ö Q P R S Ş T U Ü V X W Y Z
Oluşturulduğu 24.05.2009 tarihinden beri bu sayfaya kere erişilmiş olup
© AYPA.TV sitesi kurulduğu 31.12.1996'dan beri 2.500.000 + kere ziyaret edilmiştir.

© Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · D-13585 Berlin, Luther Platz 4
Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Fax: 3333 023 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV ©